Gürkan Ertaç; “Spor Basının 65 Yıllık Çınarı!”

Gürkan Ertaç; "Spor Basının 65 Yıllık Çınarı!" İzmir spor basınının duayeni Gürkan Ertaç, hem 65 yıllık meslek yaşamına sığdırdığı başarıları, hem de sempatik kişiliği ve hayırseverliği ile camianın en sevilen ve sayılan isimlerinin başında geliyor. Seneler boyunca saygın basın kuruluşlarında muhabirlik, yöneticilik, yazarlık yapan ve pek çok önemli ödülün sahibi olan Ertaç, yarım asırdan fazla zamandır yaşamını sürdürdüğü Karşıyaka’da da ‘kentin unutulmaz değerleri’ arasında gösteriliyor. Öyle ki Ertaç’ın adı ve büstü, 2008 yılından bu yana ilçedeki bir parkta sonsuzluğa uzanıyor. Kendisi de bu topraklara büyük bir sevdayla bağlı olan Gürkan Ertaç, ‘Tam yaşanacak yer’ dediği Karşıyaka’ya dair düşüncelerini ve meslek yaşamının en özel anılarını gazetemize anlattı. UNUTULMAZ KONGRE Hatıraları arasında, Kaf Sin Kaf’ın 1969 yılında gerçekleşen kongresinde yaptığı hayati hamlenin ayrı bir yeri olduğunu belirten Ertaç, o unutulmaz anları şöyle aktardı: “Çok sevdiğimiz Karşıyaka’da Ali Ulvi Kiremitçiler’in başkanlığa aday olduğu yıldı. Kulüp binasında kongre yapılıyordu ve müthiş bir yağmur vardı. O zamanlar ‘Yeterli üye sayısı sağlanmazsa kongre yapılamaz, anahtarlar kaymakamlığa teslim edilir’ diye bir kural uygulanıyordu. Hükümet komiseri gelmişti. Ancak salonda olması gerekenden bir kişi eksikti. Yağmur bastırmış; bekliyoruz ama kimse gelmiyor. Hükümet komiseri ‘Ben artık bekleyemem, bir saattir buradayım. Kulübün anahtarını kaymakamlığa vereceğim’ dedi. Ben de arkadaşlara ‘Çaktırmayın. Sessizce dışarı çıkacağım, hemen arkadan dolaşacağım, ıslanıp geri geleceğim. Siz de ben girince ‘İşte geldi, sayımız tamam’ filan dersiniz’ dedim. Aslında gazeteci olarak oradaydım ve üye olmadığım halde defteri imzaladım. O sene de Karşıyaka şampiyon oldu ve gururum bin misli arttı. KSK’ye olan sempatim dolayısıyla şampiyonluğun kapısını açmış oldum.” “ÇEKİP VURACAĞIM ŞİMDİ SENİ!” Spor muhabirliği yaptığı yıllarda çok fazla seyahat ettiğini ve yollarda pek çok olay yaşadığını dile getiren Gürkan Ertaç, “Bunlar arasında en çok hafızamda yer eden anım, 1977 yılındaki bir otobüs yolculuğudur. Altay ile Bursaspor’un final maçı vardı. Biz de Yeni Asır’dan ekiple yola çıktık. Araçla tam Akhisar'a geldik, Balıkesir'e bağlanan otoban gibi yolu kapatmışlar, çalışma yapılacakmış. Geçişler de Sındırgı’dan yapılıyormuş, yani iki saat kaybedeceğiz. Biz ‘Dalalım bu yola, mühendisler oradaysa maça geç kalacağız diye izin isteriz’ dedik. Tamam dediler, bomboş yolda bastık gittik. Dönüşte şoföre filmleri verdik, aynı yoldan döndü. Biz de sonra İzmir’e dönmek için otobüse bindik. Balıkesir'e geldik, yine ‘Yol kapalı’ yazıyor. Ben de şoföre gittim ‘Burası kapalı değil. Biz iki defa geçtik. Dalalım yola, çok zaman kazanırız’ dedim. Diğer yolcular beni alkışladı, destekledi. Otobüs daldı kapalı yola. Balıkesir ile Akhisar arası 80 km filan. Gittik gittik sonra bir baktık ki Karayolları çalışanları, üç silindiri çapraz koyup dağa yatmaya gitmişler. Beni ter bastı. Düşünün, 72 km geri dönecek ve Sındırgı’ya tırmanacağız. Ben şoföre dedim ki, ‘Her işin bir çaresi var’. Mobiletli bir çocuk geçiyordu, ona silindirlerin önüne nasıl çıkabileceğimizi sorduk, köyü tarif etti. Girdik köyün içine. Tabii tarihte ilk defa Mercedes otobüs geçiyor köyden. Ama patika yollarda hoplaya zıplaya gidiyor, zar zor manevra yapıyor. Şoför, ‘Bu akılsız gazeteciye uyduk, girilir mi bu yola. Beni kesin kovarlar’ diye söylenmeye başladı. Alkışlayanlar da dönüp bu sefer şoförü destekledi. Sonunda yola çıktık ama bir baktık ki yine silindirlerin arkasındayız. ‘Allah, yandık’ dedim. Neyse tabii yine her işin bir çaresi vardır diyerek başka birine sorduk, ‘Yanlış yerden geçmişsiniz, arkadaki patikaya çıkmanız lazım’ dedi. Otobüsü patikadan sallandırdık. Çamura saplandık, uğraştık. 10 dakika sonra silindirlerin önüne çıkmayı başardık. Ben de ‘Söylendiniz ama yine size yarım saat kazandırdım’ dedim. Şoförün cevabı ise ‘Torpidoda silah var, çekip vuracağım şimdi seni, konuşma daha fazla’ dedi. O günden sonra yemin ettim bir daha kimseye yol tarif etmeyeceğim diye.” GÜRKAN SALVATORİ Mesleğinin en sıra dışı anılarından birini de Atina’da yaşadığını ifade eden duayen gazeteci, şöyle devam etti: “Atina'da Şampiyonlar Ligi finali vardı. Biz de gittik. Juventus kafilesi gelmiş. Meşhur futbolcular var. İstanbul basını da bekliyor. Yunanlılar, ‘Biz sadece İtalyan gazetecileri alacağız. Sizin ne alakanız var?’ dedi. Herkes girebilmek için bir yol düşünürken benim aklıma 1971 Akdeniz Oyunları sırasında tanıştığım bir İtalyan gazeteci geldi; Roberto Savioli diye. Onu buldum, ‘Ben stada girmek istiyorum ama Rumlar almıyorlar’ dedim. Hemen dostum, İtalyanların gazeteci listesine beni yazdı; Gürkan Salvatori. Ergun Ulcay ile girdik maça, resimleri çektik. İstanbul’un ünlü gazetecileri ise içeri alınmadıkları için ‘Yunanlıların küstahlığı’ diye yazılar yazmışlar. O zaman Yeni Asır İstanbul'a da gidiyor. Bizim gazeteyi görünce Atina’yı arayıp foto muhabirlerini, ‘Yeni Asır giriyor, siz nasıl giremiyorsunuz?’ diye hayli azarladılar. Beni de İstanbul’a çağırıp içeri nasıl girdiğimi sordular, büyük şaşkınlık yaşadılar.” YAŞANACAK YER Yaşamında Karşıyaka’nın çok özel bir yeri olduğunu da vurgulayan Gürkan Ertaç, “Ben 52 yıldır Karşıyaka’da yaşıyorum. Karşıyaka tam yaşanacak bir yer. İzmir’de dolaştıktan sonra Karşıyaka’ya dönünce sanki cennete gelmiş gibi hissediyorum. Altınyol’a girdikten sonra trafiği de yaşantısı da başka. İnsanı çağdaş, özgür, hoşgörülü. Kimse kimsenin hayatıyla ilgilenmiyor. Kaf Sin Kaf’a olan bağım da halen oldukça güçlü. Hatta Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’nda Karşıyaka’nın rakibinin hücum ettiği potanın altında özel yerim vardır. Müdür Hasan Eryiğit ile beraber otururuz, bizim yerimize kimse gelmez. Ufuk Sarıca beni uğurlu belledi. Ama rakibe uğursuzum. Mesela rakip atış yapıyor. Ellerim kapalı totem yapıyorum. Söyleniyorum, faulü kaçırıyor. Kenardan bana diyorlar ki ‘Helal olsun’. Pek çok maçta uğurlu geldiğim söyleniyor. Kulüp Başkanı Turgay Büyükkarcı da özel ödül verdi Pınar Karşıyaka’ya desteğimden dolayı” diye konuştu. “VARLIKLI İNSANLAR DESTEK OLMALI” Karşıyaka’nın basketboldaki gibi futbolda da başarılı olmasını beklediğini vurgulayan Ertaç “KSK bu sene iyi bir kadro kurdu, şampiyonluğa oynar diyorlar, hasretle bekliyoruz. Basketbolda çok ünlü ve başarılı olsak da futbol bir kulübün lokomotifi. Karşıyaka aslında geçmişte Gode Cengiz, Erol Baş gibi çok değerli, büyük oyuncular yetiştirdi. Hatta Balkan Kupası’nda Türkiye’yi temsil etti. O kadar başarılıydı zamanında. Onun için 3. Lig’de oynamak Karşıyaka’ya yakışmıyor. Bu sezon umarım 2. Lig’e yükselir. Diğer taraftan, Karşıyaka’nın eskiden yöneticilik de yapmış, çok varlıklı insanları var ama kulübe hiç ilgi göstermiyorlar. Böyle insanların da kulübe maddi ve manevi destek vermesi gerekiyor” dedi. 40’TAN FAZLA ÖĞRENCİ OKUTTU Söyleşimize eşlik eden Karşıyaka Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Diker, Karşıyaka Kültür ve Sanat Vakfı (KARSAV) Başkanı olarak geçen aylarda şükran plaketi takdim ettiği Gürkan Ertaç için şunları söyledi: “Gürkan Ertaç, İzmir basınının koca bir çınarıdır. Mesleğini icra ederken İzmir’in sporuna, kültürüne, sanatına, sosyal ve siyasi hayatına önemli katkılarda bulunmuştur. Çok hümanisttir. Yaptığı iyilikleri anlatmayı hiç sevmez ama çok hayırsever bir insandır. Mesela, 7 senedir Karşıyaka’nın Filizleri Projesi kapsamında okuttuğu üniversite öğrencilerinin sayısı 40’ı aştı. KİTVAK’ın Dokuz Eylül Hasta ve Hasta Yakınları Konukevi’nin yapımına büyük katkılar sağladı. İzmir İl Fakirleri Derneği’nin de duayenidir. Ve sayamayacağımız daha nice iyiliği ile hep örnek bir insan olmuştur. Kendisine sevgimiz ve saygımız çok büyük.” Gürkan Ertaç da uzun yıllardır KARSAV ile kentin kültür ve sanat yaşamına büyük katkı sunan Ahmet Diker’in Karşıyaka Belediye Başkan Yardımcısı olarak da önemli hizmetlere imza atacağına inandığını belirtti ve kendisine gösterdiği vefa için teşekkür etti. GÜRKAN ERTAÇ HAKKINDA İzmir’de 1940 yılında doğan gazeteci-yazar Gürkan Ertaç, mesleğe 1957 yılında Sabah Postası Gazetesi’nde başladı. Ege Ekspres, Hürriyet, Günaydın, Yeni Asır gazetelerinde muhabir, spor müdürü, spor koordinatörü ve yazar olarak görev aldı. SKY TV ve Ege TV’de haber ve spor müdürlüğü yaparak İzmir’de görsel medyanın gelişmesine katkı sundu. Uzun yıllar Türkiye Spor Yazarları Derneği İzmir Şube Başkanlığı ve Genel Merkez yöneticiliği yaptı. Kariyeri boyunca pek çok önemli ödüle layık görüldü. Başarılı bir spor geçmişi de olan Ertaç, milli düzeyde voleybol ve basketbol oynadı, atletizm yarışmalarına katıldı. Ulusal düzeyde hakemlik yaptı. Medyadaki trajikomik anılarını “Basında Hoş Sada” isimli kitabında topladı. Ayrıca “Bir Sevdadır Kemeraltı” ve “Cennet Yolu İzmir Kordonboyu” kitaplarını yazdı. Meslekte 65. yılına ulaşan Ertaç, halen Gözlem Gazetesi’nde köşe yazarı olarak her hafta okuyucularıyla buluşmayı sürdürüyor. Sezgin Döker