Yaşar Aksoy; Makedonya Evladı Mehmet Ersoy!

Yaşar Aksoy; Makedonya Evladı Mehmet Ersoy! Mehmet Ersoy, çocuk yaşlarında Makedonya’nın Vranofça bölgesinden göç ederek bizim Nergis’in ücra bir sokağına yerleşmiş bir Balkan ailesinin evladıdır. Babası Salih amca, annesi Begliye teyze, kız kardeşleri Hatice ve Aynur idi. Ağabeyi rahmetli Ahmet Ersoy, yıllarca Nergis çarşısında, daha doğrusu Yeni Mahalle’de bakkallık yaptı, sonra beyaz eşya ticaretinde bir numara olarak “Ersoy Ticaret”i kurdu, geliştirdi, 1980 sonrası yıllarda CHP’nin Karşıyaka Belediye Meclisi’nde en mutemet insanı olarak şerefiyle görev yaptı. Ne yazık ki erken kaybettik.. Çok sever sayardım kendisini. Mehmet de yıllarca ağabeyinin yanında ilk zamanlarda bakkalda çıraklık yaptı. 1970’ler başında minibüsten bozma çakaralmaz otosuyla Karşıyaka’dan Dikili’ye kadar olan bölgede bisküvit, nohut, bakla, pirinç, makarna, gazoz, bakkal malzemesi dağıtırken, ben de yanına yerleşir, dur durak bilmeden gezinip dururduk, bu arada dağıtım yapardık. Dedim ya.. Mehmet Ersoy, milattan öncesinden kalma bir kadim dostum, kardeşimdir. Karşıyaka’da değil, hatta dünyada en güvendiğim insandır. İnsan gibi insan.. Adam gibi adam.. Kahraman gibi kahramandır. Eşi Saliha Hanım ile birlikte örnek ailedirler. MİLİTAN MEHMET ERSOY 80 öncesi Mehmet Ersoy, çiçeği burnunda bir genç olarak önce Karşıyaka CHP Gençlik Kolları’nda görev yaptı. Bülent Özyeşilpınar ve rahmetli Ferdi Köyatası döneminde, mahalle arkadaşı-kankası Hasan Süzmetaş (rahmetli) ile iki göçmen evladı olarak, “Altıoklu” bayrağın peşinden gitmeye başladılar. Yiğit ve bileği kuvvetli gençlerdi. Sonra ben, her ikisini de, başkanı olduğum İzmir Halkevi’ne aldım. Böylece İzmir politikasında, Kemeraltı arka sokaklarında, parti il binasının bulunduğu Pasaport rıhtımı kıyılarında görünmeye başladılar. Artık her Ecevit mitinginde, her eylemde, her mücadelede Hasan Süzmetaş ile ikisi yan yana idiler. Hasan fevri bir genç, Mehmet daha ağırbaşlı idi o zamanlar. Halkevi’nde nice güzel eylemlerde birlikte olduk. İzmir’in bir numaralı kültür örgütüydük.. Mehmet ve Hasan, o günler, işlerini güçlerini, ailelerini terk edip haftalarca savunma mevzilerinde üstün görevler icra ettiler. Sonra “Hasan Tahsin’i Yaşatma Derneği”ni birlikte kurduk. Genç akademisyenler Emre Kongar ile Ahmet Taner Kışlalı, Ankara’dan gelip bizim etkinliklerimizde görev aldıkları zaman, daima bu iki ismin yanı başında oldu. Havaalanından alıp etkinliğe getirip onları korumak, Mehmet’in göreviydi. 1977 seçim zaferi gecesinde Pasaport‘ta CHP İl binası önündeki halk mitinginin sembolü Mehmet’ti. Bir kamyon üzerinde nutuk atıp, Kantar Karakolu’nu basmaya kalkışmıştı. Zor mani olduk. PARTİLİ MEHMET ERSOY 12 Eylül’den sonra arkadaşı Hasan Süzmetaş vefat etti. Mehmet Ersoy, SHP ve DSP partilerine sempati ile bakmasına rağmen, gönlünde yatan aslan CHP’nin kurulmasını özlemle bekledi. Deniz Baykal önderliğinde CHP kurulunca hiç tereddüt etmeden partiye katıldı ve delege oldu. Altı Ok’u ölümüne savunmaya başladı. Yıllar önce ben, onu CHP’ye ısındırmıştım. Bu kez yeni CHP’ye, o beni ısındırdı. Partiye kayıt ettirdi ve Mevlana Camisi civarındaki mahallemden beni delege yaptı. Benim ekmek parası derdim vardı, gazetecilikte ilerlemem lazımdı, politikayı sürdürmedim. Ama Mehmet, aslanlar gibi ilerledi. Hiç kimseyi kırmadan, kimseyle kavga etmeden, her gurubun desteğini alarak daima delege oldu, önce İl genel meclisi üyesi, nihayet belediye meclisi üyesi oldu. Her seçimde hep liste başı oldu. Bulunduğu her ortamda, yalnız CHP’lilerin değil, tüm politik ortamın gözdesi, yıldızı oldu. Hem mesleki hem de politik gezilerde aranan, biraz alkol alınca sahnelerin kahramanı olması istenen bir semboldü. Nargilesiz yapamazdı. Uçakla gittiği dünyanın öte uçlarına bile yanında nargilesini beraber götürürdü. ERSOY TİCARET Hayatım boyunca evime ne aldıysam, koltuk, yemek masası, halı, büfe, buzdolabı, çamaşır makinesi, blendır, klima, televizyon vesaire, daima Ersoy Ticaret’ten aldım. Geçen yıllarda Ersoy firmasının Vilayet Evi salonunda gerçekleşen kuruluş gecesi yemeğinde Mehmet ile birlikte olduk aynı masada. Pastayı kılıçla kesmeye kalkan abisi Ahmet Ersoy, kılıcı Ulubatlı Hasan gibi savurunca, eğilmesek bizim kelleler uçup gidecekti aynen. Benim en kral arkadaşım Mehmet, Karşıyaka’da geceleri buluştuğum, okey oynadığım, makaralarını dinlemekten sonsuz keyif aldığım, hoşsohbet, uzaylı gibi müstesna bir yaratık, bir halk adamı, çalımlı ve alımlı, bir Karşıyaka kahramanıdır. İşte size geçen hafta Ahmet Diker’i, bu hafta ise Mehmet Ersoy’u anlattım.. Ahmet Diker ve Mehmet Ersoy.. Sorarım, sizin böyle kahraman dostlarınız var mı?.. Ne dersiniz?..