DOLAR 43,2957 0.03%
EURO 50,6829 -0.17%
ALTIN 6.724,110,09
BITCOIN 39059370.88142%
İzmir
12°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Ahmet Talimciler; Her Yerden Geliyorlar!

Ahmet Talimciler; Her Yerden Geliyorlar!

Uçlarda yaşamayı seven bir toplumun sevinçleri de üzüntüleri de abartılı bir görünüm sergiler nitelikte olur.çç

ABONE OL
Eylül 10, 2025 08:00
Ahmet Talimciler; Her Yerden Geliyorlar!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Giriştiğiniz her noktada tarih yazma başarısı kadar 6-0 gibi sonuçlarla da tarihteki yerinizi alma sorunu ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu yüzden klişelerin normalleştirici ve rutinin içerisine sıkıştırıcı olduğu meselesi karşısında uyanık olmak durumundayız

A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda İspanya’ya 6-0 yenildi…

Başlıktaki ifade pazar gecesi oynanan Türkiye-İspanya milli maçının yorumcusu sayın Ömer Üründül’e ait. Üründül, maç oynanırken bu cümleyi kullanmak suretiyle karşılaşmada olan biten durumu net bir biçimde gözler önüne sermiş oldu. 6-0 gibi bir hayli fantastik bir sonuçla mağlup olmamış olsaydık, bugün sizlere Ömer Üründül’ün hayat hikâyesinin anlatıldığı Fatih Vural’ın kaleme aldığı Yorumcu isimli kitabın inceleme yazısını sunmuş olacaktım. Ancak önce kadın voleybol milli takımımızın dünya ikinciliği ardından yine aynı gün yaşanan mağlubiyet üzerine sosyal medya üzerinden yazılanlar, kitap yazısını bir başka güne bırakmama yol açtı.

Uçlarda yaşamayı seven bir toplumun sevinçleri de üzüntüleri de abartılı bir görünüm sergiler nitelikte olur. Böylesi yapılarda var olan durumun nedenleri ve niçinlerinden ziyade sonuçta olup bitenler üzerinden değerlendirme yapılmak suretiyle, kelimeler üstünden çıkarsamalar ön plana geçirilir. Gurur duyma, tarih yazma, rezil olma, vb. ifadeler üzerinden üretilen söylemler aracılığıyla olup bitenler kitleler ile buluşturulur. Tabii bu esnada nasıl bir anlayışın dolaşıma sokulmak istendiği gerçeğini de es geçmememiz gerektiğini söylememe bile gerek yok! Hamasetin bolca pompalandığı ve her fırsatta tarih yazma üzerinden kitlesel bir histeri yaratma anlayışı, oynanacak olan karşılaşmaların-burada genel olarak futbol ön planda yer almakla birlikte son yıllarda özellikle kadın voleybol milli takımının maçları için de benzer bir süreç işlemektedir-bambaşka bir hale büründürülmesine yol açmaktadır.

Futbolda uzun zamandan bu yana bu kadar başka boyutlarda bir maç oynadığımızı hatırlamıyorum. İki takım arasında çok büyük anlayış farkının olduğunu ve bu durumun 90 dakika boyunca yediğimiz gollerin yanı sıra kaçırdıkları ile kalecimizin kurtardığı toplarla birlikte düşünüldüğünde tarihi bir farktan kurtulduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Her fırsatta ligimizin Avrupa’nın beş büyük liginden sonra gelen en önemli lig olduğunu söyleyip duruyoruz. Üstelik son iki yıldır transfer harcamaları ile Avrupa’nın beş büyük ligiyle beraber tüm dünyanın dikkatini çekmiş bulunuyoruz. Ancak asıl önemli olan hususun astronomik transferler yapmak olmadığını ve içinden geçmekte olduğumuz dönemde giderek gençleşen ve daha çok mücadele yüklü bir futbol anlayışının ön planda olduğu bir dönemde alt yapılardan oyuncu yetiştirmenin önemini bir türlü idrak edemiyoruz! Takımımızda Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökçü, Kenan Yıldız, Salih Özcan, Ferdi Kadıoğlu, Mert Müldür, Kaan Ayhan, Oğuz Aydın, Can Uzun vb. gibi çok sayıda ismin Avrupa takımlarının alt yapılarında futbola başladıklarını ve ülkemizde yetişmediklerini biliyoruz. Bu durum son otuz yıl boyunca farklı isimlerle sürdüğü gibi bugün de devam etmektedir, buna karşın ülke alt yapılarımızın oyuncu yetiştirme konusundaki sıkıntısına nihai bir çözüm getirebilmiş değiliz.

Üstelik sürekli olarak başarı odaklı bir anlayış üzerinden olup bitenlere yaklaştığımız için en iyi çözüm olarak teknik direktörü değiştirmekten başka bir alternatifimiz de yok! Süper ligde sezonun beşinci haftası başlamadan bugün itibariyle Gaziantep futbol kulübü, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Başakşehir kulüpleri teknik direktörleri ile yollarını ayırdılar. Milli takımda son beş yıl içinde önce Şenol Güneş ardından Stefan Kuntz ve Vincenzo Montella görev yapmışlardır.  Son mağlubiyet sonrası Montella’nın gönderilip yerine Okan Buruk’un getirilmesi için X platformunda atılan tweetlerin trend topic olması, spor programlarına da konu oldu. Üç gün önce Gürcistan maçının ardından övgüler düzülen teknik direktörün bir sonraki karşılaşma ile gönderilmesi gerektiğini ifade etmek kadar abes bir durum olamaz. Daha geniş bir noktadan olup bitenleri değerlendirmek durumunda oluşumuzun en iyi kanıtı ise pazar gecesi bizi yenen İspanya milli takımının teknik direktörü olan Luis de la Fuente’nin 2013-2018 yılları arasında İspanya U-19 milli takımını, 2018-2022 yıllarında İspanya U-21 milli takımını, 2021 yılındaki Tokyo Olimpiyatlarında İspanya U-23 milli takımı ile gümüş madalya kazandığını ve 2022 yılından bu yana da İspanya mili takımının başında olduğunu belirtmeliyiz. Bir başka ifadeyle takımdaki pek çok oyuncu ile daha alt kategorilerde de birlikte çalışan bir teknik direktörden bahsediyoruz. Peki bizim benzer kategorilerimizde yer alan teknik direktörler nasıl seçiliyorlar? Veya hangi kriterlere sahip olmaları gerekiyor? Bir diğer önemli soru alt kategorilerde oynayan oyuncularımızdan kaç tanesini ilerleyen aşamalara çıkartabiliyoruz? Bu ve benzeri soruları gerçek anlamda yanıtlamadığımız sürece futbol denilen alanda bundan önce yapmakta olduğumuz gibi top çevirmeye ve masal anlatmaya devam ederiz. Ülkenin en deneyimli futbol yorumcusu da adamlar her yerden geliyorlar demek suretiyle yaşamakta olduğumuz durumu net bir biçimde ortaya koymuş olur.

Kalıcı başarılar elde etmek istiyorsak bunu sistematik bir anlayışla mümkün olduğunu ve bu aşamaya çıkabilmek için günü birlik etkilerin ötesinde bir aşamaya geçmek zorunda olduğumuzu anlamak zorundayız. İspanya milli takımının son yirmi beş yıl içerisinde gerek Dünya gerekse de Avrupa şampiyonalarındaki başarıları kadar kulüp takımları düzeyinde elde ettiği başarıları göz ardı etmemek durumundayız. Hatta bunun sadece futbolla sınırlı olmadığını başta basketbol olmak üzere, kadın futbolu, voleybol, tenis gibi alanlarda da İspanya milli takımlarının sürekli olarak finallerde mücadele ettiğini de hatırlamalıyız. Bu noktada Kadın voleybol milli takımımızın finalde kaybettiği İtalya takımının 2024 Paris Olimpiyatlarında altın madalya kazandığını, milletler liginde 2022, 2024 ve 2025 yılının şampiyonu olduğunu, Avrupa şampiyonasında 2021 yılında altın madalyayı kazandığını bir çırpıda sayabiliyoruz. Yani karşımızda sadece son otuz beş maçını kaybetmeyen bir takım yoktu aynı zamanda son beş yıldır voleybol alanındaki bütün büyük organizasyonlar içerisinde en tepede yer almış bulunan bir takım vardı. Böyle bir takıma karşı kaybettik ve kaybettikten sonra da sosyal medya üzerinden takımımızın antrenörünün İtalyan olması ve eşinin İtalyan milli takımında yer alıyor olması üzerinden ‘maçı eşine verdi-eşinin tek eksiğini tamamladı’ şeklinde son derece düzeysiz açıklamalarla durumu kotardığını zannedenlerden geçilmeyen bir ortamın içerisine düşüverdik.

Japonya kadın voleybol milli takımının antrenörü Ferhat Akbaş’ın yarı finalde Türkiye’ye yenilmesinin ardından Japonya’da, bizim İtalya’ya yenildiğimiz maçtan sonra Santarelli için yapılan yorumların yapıldığını hiç sanmıyorum. Antrenörün durumuna bakarlar ve eğer kendileri için uygun olmadığına karar verirlerse teşekkür ederek yollarını ayırırlar. Maçı sattı vb. yorumlar üzerinden sportif ortamı çirkinleştirme gibi bir anlayış içerisine girmezler. Gurur duyma, tarih yazma, rezil olma klişelerinin her defasında ayağımıza dolandığını ve elit spor denilen kavramı bırakın açıklamayı olan biteni tarif dahi edemeyeceği gerçeğini kabullenmek istemiyoruz. Alışkanlıklarımızın ürünü olan bu anlayış üzerinden genel geçer çıkarsamalarla olan biteni ortaya koyabileceğimizi sanıyor ve her zamanki gibi yine yanılıyoruz. Başarı kadar başarısızlığın da sporun içerisinde olduğu gerçeğini hem medya mensuplarının hem de ülke insanımızın idrak etmesinin zamanı geldi de geçiyor bile. Bu noktada bütün sporcularımızla mücadeleleri üzerinden gurur duymalı ve onları her ne olursa olsun desteklediğimizi göstermeliyiz. Tarih yazma meselesiyle bırakın tarihçiler vakti geldiğinde ne olup bittiğini aktardıkları zaman bize göstersinler. Aksine giriştiğiniz her noktada tarih yazma başarısı kadar 6-0 gibi sonuçlarla da tarihteki yerinizi alma sorunu ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu yüzden klişelerin normalleştirici ve rutinin içerisine sıkıştırıcı olduğu meselesi karşısında uyanık olmak durumundayız. Hayatın yaşamak için olduğunu ve bu noktada spor denilen devasa alanın bizlere müthiş ufuklar açtığını bir kez daha hatırlamalı, bize bu katkıyı sunan bütün sporculara, teknik heyete, yöneticilere de şükranlarımızı sunmalıyız.

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
error: Tüm haber metin ve fotograflar koruma altındadır !