DOLAR 43,2957 0.03%
EURO 50,6829 -0.17%
ALTIN 6.724,110,09
BITCOIN 39059370.88142%
İzmir
12°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Zühtü Bey ve Mustafa Kemal Paşa Aynı Cephede!

Zühtü Bey ve Mustafa Kemal Paşa Aynı Cephede!

ABONE OL
Kasım 27, 2025 08:05
Zühtü Bey ve Mustafa Kemal Paşa Aynı Cephede!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Karşıyaka Spor Kulübü’nün Kurucu Başkanı Kadızade Zühtü Işıl, Mustafa Kemal Paşa ile Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı savaşlardan biri olan Nablus’ta aynı kaderi paylaşmıştı. Savaş Alman takviyeli Osmanlı’nın yenilgiyle sonuçlanınca Zühtü Bey için çile ve özlem dolu zor günler başladı. 

Mülazım- Sani (Asteğmen) Kadızade Zühtü Bey, 12 Haziran 1333’te (1917) Galiçya Cephesi’nden döndü. Zaferin tadını çıkaramadan, sevdikleriyle kucaklaşamadan hemen Filistin’deki yeni bir savaşa katıldı.

Alman Mareşal Otto Liman von Sanders’in Grup Komutanlığı’nı yaptığı, Yıldırım Ordularından, Sakallı Cemal Paşa komutasındaki ordunun konuşlandırıldığı Nablus cehennemine gönderildi. Tarihler 19 Eylül 1334’ü (1918) gösteriyordu. Mustafa Kemal Paşa da 5 Ağustos 1918’de 7.Ordu Komutanlığına atanmıştı.

NABLUS CEHENNEMİ

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın en uzun süreli, en çok kan dökülen cephesi olan Filistin Cephesi’nde, İngilizler 19 Eylül 1918 sabahı karşı taarruza geçti. Nablus’ta çok şiddetli bir çarpışma başladı. İngiliz güçleri Osmanlı askerlerinin çoğunlukta olduğu mevzilere bütün kuvvetleriyle saldırıyordu. İngiliz bombardıman uçakları, mühimmatı bile bulunmayan kahraman Osmanlı askerlerinin üstüne bomba yağdırıyordu. Top sesleri kulakları sağır ediyordu. Nablus’ta, taş üstünde taş kalmamıştı. Kan su gibi akıyordu… İngilizler Yıldırım Orduları cephesini yarmayı başardı. Tarihe, Nablus Meydan Muharebesi adıyla geçen, bu kanlı savaş sonunda; Sakallı Cevat Paşa ve Mersinli Cemal Paşa’nın orduları imha olurken, Mustafa Kemal Paşanın Ordusu büyük zayiat vermiş ve Filistin kaybedilmiştir.

 ZÜHTÜ BEY ESİR DÜŞÜYOR

Zühtü Bey, bu kanlı savaşta en ön saflarda vuruşuyordu. Bir şarapnel parçasıyla bir anda yüz üstü yere kapaklandı. Ağır yaralanmıştı. Her yerinden kan fışkırıyordu, vatanından, Karşıyaka’sından binlerce kilometre uzakta, ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide gidip geliyordu. Son duasını yaparken, imdadına silah arkadaşları yetişti. Hemen cephe gerisindeki sıhhiye bölüğüne kaldırıldı. Yarası tedavi ediliyordu. Fakat, 23 Eylül 1918’de İngiliz birliklerinin yaptığı ani bir baskında yaralı olarak esir alındı. Henüz 21 yaşındaydı. Yaşamının en güzel, en mutlu günlerini yaşayacağı günlerin hayallerini, bir şarapnel parçası ve İngiliz emperyalistleri yerle bir etmişti. Hem yaralıydı hem de esirdi artık. İngilizler tarafından ilk önce Kuzey Mısır’ın, Nil deltasının doğu yakasında bulunan Zekazik Esir Kampı’na gönderildi.

İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ ANLAR

Bir süre orada kaldı. Oradan Alman esirlerle birlikte yaklaşık 150 bin Osmanlı esirinin tutulduğu İskenderiye yakınlarındaki, küçük bir vadide kurulan Kuveysna Esir Kampı’na gönderildi. Seyid­-ül Beşir kampında Osmanlı askerleri her türlü hakarete, işkenceye, eziyete ve açlığa maruz bırakılıyordu. Görülmemiş bir vahşetle süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokulan esirler havuzdaki aşırı miktardaki krizol maddesi yüzünden diri diri haşlanıyordu. Öyle ki 15 bin esir Türk askeri kör olmuştu.

YEŞİL- KIRMIZI ESİR TAKIMI

Günler geçmiyordu, geleceği sadece bir hayalden ibaretti artık. Yine yağmur yağıyordu. Rüyasında Karşıyaka’yı gördü. Sahilde atlı tramvaylar, balıkçıların sandalları, deniz kenarında oynayan çocuklar, eşsiz imbatıyla cennetten bir köşe… Yüreğindeki acıyla baş etmenin yolunu yine Karşıyaka’sında buldu. Kamp komutanlığına yaptığı bir futbol takımı kurma başvurusu kabul edilince kalbindeki isyanı bastırdı. Yurdun değişik bölgelerinden gelen Türk esirler arasında oluşturulan takıma “Karşıyaka” adı verildi. Renkleri yeşil-kırmızı olacaktı ama, ortada forma yoktu. Kendisine verilen ayda 150 franklık esir aylığının kuruşuna dokunmamıştı o günü düşünerek. Yarbay Coates’in odasına bir kez daha gitti biriktirdiği paraları bırakarak, yeşil-kırmızı bir forma yaptırması için ikinci bir ricada bulundu.

YUVAYA HÜZÜNLÜ DÖNÜŞ

30 Ekim 1918’de Yunanistan’ın Limni Adasında imzalanan Mondros Mütarekesi’yle uzun süren savaş sona erdi, Zühtü Bey’in esareti de… 29 Nisan’da bindiği “Rio Pardo” adlı gemi ile 3 Mayıs 1336 (1920)’da İstanbul’a vardı, vatana ayak bastı.  Esirler kurtulmuş ancak Osmanlı kayıtsız şartsız düşmana teslim olmuştu. Harbiye Nezareti’nin emriyle on gün sonra terhis edildi, ama İstiklal mücadelesi yeni başlıyordu.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
error: Tüm haber metin ve fotograflar koruma altındadır !