DOLAR 31,0708 0.17%
EURO 33,6790 -0.05%
ALTIN 2.032,040,76
BITCOIN 1571983-0,64%
İzmir
15°

AZ BULUTLU

13:23

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

X
Kordelya Haber

Kordelya Haber

21 Şubat 2024 Çarşamba

    MUSTAFA KEMAL’İN KÖKÜ VE AİLESİ, NEYDİ?…

    MUSTAFA KEMAL’İN KÖKÜ VE AİLESİ, NEYDİ?…
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Alçağın biri Osmanlı Hanedanına (!) bağlı birinin nikah töreninde, Atatürk’ümüz için “Selanikli bir dönme..” diyerek, onun Türk olmadığını haykırmış.

    Yayın sırasını bekleyen “Elveda Selanik” kitabımın Atatürk’ün kökeni ile ilgili bölümü buraya aktararak, gelmiş ve gelecek tüm alçaklara yanıt vermek isterim. Atatürk ve ailesi köklü, bir Türk, Türkmen, Yörük ailesidir.

    Bu konuda bir Yunanlı şahidim var.. Selanik’te Makedonya Devlet Arşivi’nin müdürlüğünü yaptıktan sonra Girit Üniversitesi’nden emekli olan tarih profesörü Vasilis Dimitriadis’in bu konudaki kitabının ilgili bölümünü, ilk kez benim kitabımda okuyacaksınız.
    İlişikteki fotoğraf, Selanik’te Atatürk’ün sülalesini araştırdığım yıllarda, evinin önünde çekildi.

    MUSTAFA KEMAL’İN SELANİK’TEKİ AİLE YAŞAMI
    1955-1984 yılları arasında Selanik’te Makedonya Devlet Arşivi’nin müdürlüğünü yaptıktan sonra Girit Üniversitesi’nden emekli olan tarih profesörü Vasilis Dimitriadis’in Yunanistan’daki arşivleri tarayarak yazdığı “Bir Evin Hikâyesi; Selanik’teki Mustafa Kemal Atatürk’ün Evi ve Ailesi Hakkında Türkçe ve Yunanca Belgeler” adlı çalışmaya göre, Selanik Ahmed Subaşı Mahallesi Numan Paşa Sokak No: 6’daki günümüzde ziyarete edilen meşhur Pembe Ev, Mustafa Kemal’in 1881’de gerçekten doğduğu evdir.

    Evin yer aldığı semt Selanik’te Türklerin yaşadığı “Bayır” adı verilen bölgedir. Semtin adı Rumeli Beylerbeyi Koca Rasim Paşa’nın yaptırdığı camiden gelir. Evin bulunduğu semtte oturanlar genelde kereste işiyle ilgilidirler.

    Kitaptaki emlak kayıtlarına göre Mustafa Kemal’in Yörük Türklerinden babası Ali Rıza Efendinin mesleği de “Keresteci”dir. Ali Rıza Efendi’nin 18. yüzyıla kadar uzanan şeceresine göre Ali Rıza Efendi’nin babasının, yani Mustafa Kemal’in büyükbabasının adı Ahmet’tir. Ali Rıza Efendi’nin büyük babasının adı ise Mustafa’dır. Yani Mustafa Kemal’e dedesinin adı verilmiştir..

    ZÜBEYDE ANA ZAMANINA GÖRE İYİ EĞİTİM ALDI
    Vasilis Dimitriadis’e göre, Zübeyde Hanım’ın ailesi o dönemi göre çok nadir olan kadınların iyi eğitim aldıkları bir ailedir. Ailenin bu kolu da Türk – Türkmen –Yörük kökenidir.. Babasının adı Ömer, eşinin adı Halil olan büyükannesi ise Eminedir.. Zübeyde Hanım, “Molla” sıfatıyla kayıtlarda yer alıyor; bu dinî eğitim almış kadınlara verilen bir sıfattır, teyzesi Fatma da “Molla” olarak ayıtlara geçer. Zübeyde Hanım’ın annesinin yani Mustafa Kemal’in anneannesinin adı ise Ayşe, babasının yani Mustafa Kemal’in büyükbabasının adı ise Feyzullah’tır; onun babasının adı da İbrahim’dir. Mustafa Kemal’in çocukluğundaki karga kovalama olayında ismi geçen dayısının adı ise Hüseyin Ağa’dır. 1899’dan önce ölmüştür…
    Zübeyde Hanım’ın belgelerde şahsi mührü de vardır. Mühürde “cüllat-i güldar-i Zübeyde” yazılıdır. Yani “İçinde kasımpatı çiçekleri olan palmiye yapraklarından yapılmış sepet” anlamına gelir..

    1875 yılından önce yapıldığı tespit edilen Pembe Ev’in ilk sahibi Ferhad oğlu İskender’dir. Evin üç el değiştirdikten sonra 1877 yılının Aralık ayında Hatice Zarife tarafından 52/72’lik hissesi Keresteci Ahmed oğlu Ali Rıza’ya satılır. Geri kalan hisseleri ise Mart 1878’de Feyzullah kızı Zübeyde alır.

    Kayıtlarda Zübeyde Hanım’ın eşinin adıyla değil de babasının adıyla geçmesinin sebebi evi satın aldıklarında belki evlenmemiş, belki nişanlı olmaları ya da kayıtlarla ilgili bir sorun olabilir. Ama 1878’de ev toplamda 13.500 kuruşa Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım çiftinin malı olmuştur. Ev, dokuz oda bir mutfaktan oluşan büyük bir konak ve 341 m2’lik bir arsa üzerine kuruludur. Üç yıl sonra 1881’de bu evde Mustafa dünyaya gelecek ve sekiz yıl bu evde yaşayacaktır.

    İKİNCİ EV İNŞA EDİLİYOR
    Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın evlerinin hemen yanında beş odalı başka bir ev daha inşa ettirirler. Bu mülkü daha sonra aralarında paylaştırırlar, ama paylarını ortak kullanmaya devam ederler…

    1887 yılında yani Mustafa Kemal 6 yaşındayken Ali Rıza Efendi hayatını kaybeder. Vasilis Dimitriadis’e göre, mirasının “şeri mahkeme” tarafından tasdik edildiği 13 Nisan 1887’den önce Ali Rıza Efendinin vefat ettiği kesindir. Keresteci Ali Rıza Efendi’nin mirası eşi, oğlu Mustafa ve kızları Makbule ile Naciye arasında bölüştürülür. Atatürk’ün kız kardeşi Naciye’nin adı ise en son Ocak/Şubat 1888’de emlak kayıtlarında geçer, ancak kısa bir süre sonra Naciye vefat eder..

    Defni için 500 kuruş harcanan Ali Rıza Efendi’den Zübeyde Hanım’a 751 kuruş, oğlu Mustafa’ya mirasın yüzde 44’ü olan 1.929 kuruş ve iki kızına da 964’er kuruş ve ederi 35.010 kuruş olan bir ev kalmıştır.
    Ancak kayıtlarda Ali Rıza Efendi’nin Selanik’teki “Stambul Çarşısı” esnaflarından Nuri Efendi’ye 28.800 kuruş borcu olduğu görülür. Nuri Efendi mahkemeye başvurarak Ali Rıza Efendi’nin, borca karşılık evini rehin olarak verdiğini iddia eder ve Pembe Köşk’ü ister. Mahkemede Zübeyde Hanım bu borcu inkâr eder. Mahkeme kayıtlarındaki belgede Nuri Efendi’nin bariz şekilde sarhoş olduğu ve mahkemeye sunduğu belgenin bağlayıcı olmadığı yazmaktadır. Sonunda mahkeme evin Zübeyde Hanım’da kalmasına karar verir. Ama Zübeyde Hanım eşinin vefatından kısa bir süre sonra küçük evi satar, büyük evi de rehin vererek Mustafa ve Makbule’yi yanına alıp Selanik yakınlarındaki Langaza’daki ağabeyi Hüseyin Ağa’nın yanına taşınır.

    Mustafa Kemal’in iyi bir eğitim sürmesini isteyen Zübeyde Hanım, onu yine Selanik’teki evlerine yakın teyzesi Fatma Molla’nın yanına gönderir. 1899’da annesi vefat eden Zübeyde Hanım’a teyzesinin oturduğu bu ev miras kalır. Ardından daha küçük bir eve geçerler.

    VASİLİS DİMİTRİADİS POLİS GİBİ ARAŞTIRIYOR
    1906’da aile tekrar Pembe Köşk’e döner. Bu arada 1908’de artık bir subay olan Mustafa Kemal’in de aynı mahalleden iki ev aldığını öğreniyoruz. İlginç detaylardan biri de Zübeyde Hanım’ın ikinci eşi Ragıp Abbas’tır. 1912’de Selanik Yunanlıların eline geçince Zübeyde Hanım, üç evini bırakarak İstanbul’a gider. Ama ikinci eşi Ragıp Abbas Selanik’te kalır. Evlerin mülkiyeti için dava açar ama kaybeder. Evler önce terk edilmiş mallar olarak tescillenir, sonra başkalarına satılır. 1933 yılında Selanik Belediye Meclisi Pembe Evi satın alarak Atatürk’e hediye eder. Aslında satın aldıkları evin Zübeyde Hanım’ın mülkü olduğunu bilmezler…

    Vasilis Dimitriadis, bir polis gibi bu evlerin izini sürer. Ali Rıza Efendi’nin mirasında bir miktar parası ve ev dışında sıralanan kalemler şunlardır:
    “.. 45 kuruş değerinde 6 sof ceket ve bir yelek.. 20 kuruş değerinde 1 köhne pantol.. 40 kuruş değerinde 1 palto.. 20 kuruş değerinde 1 sandık.. 5 kuruş değerinde Lügat-i Osmani.. 10 kuruş değerinde Miftah’ul Kulub..”

    MİRASTAKİ SON MADDE
    Vasilis Dimitriadis’e göre, mirastaki son madde önemlidir. Miftah’ul Kulub yani “Kalplerin Anahtarı”, Abdülkadir Geylani’nin 15. göbekten torunu Muhammed Nuri Şemseddin Nakşibendi’nin (1801-1863) yazdığı ehl-i tariklerin en çok rağbet ettiği, tarikat yoluna girenlere okutulan popüler bir kitaptır..

    Mirasında çocuklarına bir Osmanlıca sözlükle birlikte bu kitabı bırakan keresteci Ali Rıza Efendi’nin de ehl-i tarik (tarikat yolcusu) olduğunu, Kadiri ya da Nakşi olduğu tahmin edilebilir. Vasilis Dimitriadis’in “Bir Evin Hikâyesi” kitabı son derece önemli bir kitaptır ve Osmanlı Selanik’inin sosyal, psikolojik ve siyasi içeriği hakkında önemli bilgilere sahiptir.

    Kitapta, borç içindeki keresteci babasından az bir parayla birlikte bir tasavvuf kitabı miras kalmış, dedesi Mustafa’nın adını taşıyan, iyi bir dinî eğitim almış güçlü bir annenin himayesinde yetişmiş Mustafa Kemal’in şahsında bütün bir son 200 yıllık Selanik’in yaşamı, sorunları, trajedileri gözlerinizin önünde canlanır.

    (Kaynaklar: 1- “Bir Evin Hikâyesi; Selanik’teki Mustafa Kemal Atatürk’ün Evi ve Ailesi Hakkında Türkçe ve Yunanca Belgeler” – Vasilis Dimitriadis – Türk Tarih Kurumu, 2016, 2- (Bu konuda önemli bir başka kitap) “Selanik’teki Ev” – Seçil Karal Akgün – Türkiye İş Bnakası Kültür Yayınları, 2006)

    Devamını Oku

    İzmirliler Çiğli Tramvayı’nı çok sevdi

    İzmirliler Çiğli Tramvayı’nı çok sevdi
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in göreve geldiği günden bu yana kenti demir ağlarla örme hedefi doğrultusunda çalışan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çiğli Tramvayı’nı İzmirlilerin hizmetine sunmanın gururunu yaşıyor. Alınacak araçlarla 183 milyon euro değerinde bir yatırımla İzmir’e kazandırılan Çiğli Tramvayı, İzmirlilerden de büyük ilgi gördü. 27 Ocak’ta açılan ve ilk yolcusu Başkan Tunç Soyer olan Çiğli Tramvayı, 19 Şubat’a kadar ücretsiz olacak.

    Günde 30 bin üzerinde yolcu
    Kent içi trafiğini rahatlatmak, Çiğli ilçesi içindeki kritik noktalara kolay bağlantı sağlamak adına hizmete alınan Çiğli Tramvayı, daha ilk günlerinden çok sevildi. Karşıyaka ile Çiğli’yi birbirine bağlayan Çiğli Tramvayı, günde 31 bin 660 yolcu taşıyor. Hastane, okul gibi birçok önemli noktadan geçen Çiğli Tramvayı, vatandaşlar için büyük konfor ve rahatlık sağlıyor.

    Bir vatandaş olarak teşekkür ediyorum
    İzmirliler de hizmete alınan Çiğli Tramvayı’nı çok sevdi. Vatandaşlar Başkan Tunç Soyer ve ekibine teşekkür etti. Orhan Öncü, “Bu kadar baskıya, bu kadar engellemelere rağmen bu tramvayı açan Büyükşehir’e bir vatandaş olarak teşekkür ediyorum” dedi.
    19 Şubat tarihine kadar ücretsiz olacak Çiğli Tramvayı hakkında konuşan Huriye Özcan ise tramvayın kısa süre de olsa ücretsiz olmasını olumlu karşıladı. “Tramvay daha yapım sürecindeyken yapılamaz diye tartışılmaya başlanmıştı, fakat yapıldı” dedi.

    Elim ayağım oldu
    Deniz Aybaş, “Çiğli Ataşehir tarafında oturuyorum. Çiğli içerisinde özellikle ulaşım konusunda böyle bir proje gerekliydi, çünkü sıkıntı yaşıyorduk. Şimdi özellikle işime gidip gelirken çok memnun kalıyorum” dedi.
    Sağlık sorunları nedeniyle sıklıkla Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittiğini söyleyen Mediha Şimşek, “Hastane önünden geçmesi beni çok rahatlattı. Sağlık sıkıntılarım nedeniyle sıklıkla gelip gidiyorum. Taksi dolmuş gibi araçlardan ziyade bu tramvay işimi daha da kolaylaştırdı, yapılmamalı diyenler olmuştu ama benim elim ayağım oldu” diye konuştu.

    Devamını Oku

    “Kırmızı” ve “Mavi” hatla İzmirlilerin hizmetinde

    “Kırmızı” ve “Mavi” hatla İzmirlilerin hizmetinde
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in göreve geldiği günden bu yana kenti demir ağlarla örme hedefi doğrultusunda çalışan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çiğli Tramvayı’nı İzmirlilerin hizmetine sunmanın gururunu yaşıyor. 183 milyon Euro’luk yatırımla İzmir’e kazandırılan Çiğli Tramvayı, “kırmızı” ve “mavi” hat olarak seferlerini sürdürüyor.

    Kırmızı hat
    Ataşehir Kavşağı Durağı’ndan Çiğli Tramvayı’na binmek isteyen yolcular, kırmızı hattı tercih ettiğinde sırasıyla; Semra Aksu, Eski Havaalanı, Yeni Mahalle, Çiğli Bölge Hastanesi, Ata Sanayi, Evka 5, Katip Çelebi Üniversitesi, İAOSB Nedim Uysal Lisesi, M. Kemal Atatürk Bulvarı,  İAOSB Müdürlüğü, Kemal Baysak, Nihat Karakartal, Nazım Hikmet Ran ve yeniden Ataşehir Kavşağı Durağı’na ulaşıyor.

    Mavi hat
    Mavi hatta binen bir yolcu ise; Ataşehir Kavşağı’ndan Nazım Hikmet Ran, Nihat Karakartal, Kemal Baysak, İAOSB Müdürlüğü, M.Kemal Atatürk Bulvarı, İAOSB Nedim Uysal Lisesi, Katip Çelebi Üniversitesi, Evka 5, Ata Sanayi, Çiğli Bölge Hastanesi, Yeni Mahalle, Eski Havaalanı, Semra Aksu duraklarını takiben Ataşehir Kavşağı Durağı’na ulaşabiliyor.

    Hastane ve Karşıyaka yönü
    Çiğli Tramvayı’nı kullanan bir yolcunun, Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitmek için Çiğli Bölge Hastanesi durağında inmesi gerekiyor. İZBAN’ın Çiğli İstasyonu’na aktarma yapmak isteyen yolcular ise Semra Aksu durağını kullanıyor. Ataşehir Kavşağı’ndan Karşıyaka yönüne gitmek isteyen yolcular, bu durağa gelen ve önünde yeşil bayrak bulunan araçlarla Alaybey istikametine devam edebiliyor.

       

     

    Devamını Oku

    Kaf Sin Kaf Yönetiminden Büyük Vefa!

    Kaf Sin Kaf Yönetiminden Büyük Vefa!
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Kaf Sin Kaf Yönetiminden Büyük Vefa!

    Karşıyaka Spor Kulübünün 12 Ağustos’ta gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulunda göreve getirilen başkan ve yönetim kurulu üyeleri, mazbatayı aldıktan sonra ilk iş olarak kulübün kurucularının önderi ve Kurucu Başkanı Zühtü Işıl’ın, ardından Onursal Başkan Selçuk Yaşar’ın mezarlarını ziyaret etti ve çiçek koydu..

     Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Azat Yeşil, 2. Başkan Mustafa Karabağlı, Asbaşkanlar İlker Ergüllü, Cenk Karace ve yöneticilerin yanı sıra Karşıyaka Belediye Başkan Yardımcısı ve Karşıyaka Spor Kulübü Tarih Kurulu Başkanı Ahmet Diker, 1912 Karşıyaka Derneği Başkanı Cem Karagözlü ile kulübün kurullarının yöneticileri, STK temsilcileri, ilk ziyaretlerini kulübün Kurucu Başkanı Zühtü Işıl’a yaptı…

    Zühtü Işıl’ın mezarındaki törende konuşan Ahmet Diker; Karşıyaka Spor Kulübü’nün Türkiye’nin en büyük kulübü olduğunu vurgularken, kulübün kuruluş tarihçesini ve Zühtü Bey’in Filistin’deki esir kampında nasıl bir takım kurduğunu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Karşıyaka’ya bakışını ve ziyaretlerini anlattı… Kulüp Başkanı Azat Yeşil’in, Asbaşkanı Cenk Karace’nin ve törene katılanların duygusal konuşmalarında özellikle birlik ve beraberlik mesajları verildi…

    Zühtü Beyin mezarındaki törenin ardından,  kulübün Onursal Başkanı Selçuk Yaşar’ın, Tahir Türetken’in,  Erol Özışıkçılar’ın, Tahir Bor’un, Süreyya ve Sadi İplikçi’nin kulübün eski futbolcularından Gode Cengiz’in, Erol Baş’ın, Suat Gürbüzer’in, Tibet Kızılcan’ın ve diğer efsane Karşıyakalıların ve Kaf Sin Kaf’lıların kabirleri ziyaret edildi…

    Devamını Oku

    Sancar Baba Özlemle Anıldı!

    Sancar Baba Özlemle Anıldı!
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Sancar Baba Özlemle Anıldı!

    Katılımcılar Sancar Maruflu ile nasıl tanıştıklarını ve hayatlarına nasıl dokunduğunu anlattı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve iş insanı Bülent Eczacıbaşı da yolladığı videolu mesajla Maruflu’yu andı… 

    Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Sancar Ağabey’i adını yaşattığımız bu sivil toplum yerleşkesinde anmak bize özel hissettiriyor. Sancar abi Karşıyaka’da doğmuş gerçek bir Karşıyakalıydı. Hayatı boyunca yaptığı bütün birikmeleri İzmir için, daha önemlisi insanlık için en iyi şekilde kullanmak adına çalışan bir insandı” dedi.

    İzmir’e gönül veren, ömrünü bu şehre, bu şehrin insanlarına adayan, kişiliğiyle, hayat görüşüyle genç nesillere örnek olan, gönüllerde edindiği yer ile İzmir Baba olarak anılan Sancar Maruflu, 2. ölüm yıl dönümünde Karşıyaka’da anıldı. Sancar Maruflu Sivil Toplum Yerleşkesinde düzenlenen anma töreni, İzmir Büyükşehir Başkan Vekili Murat Aydın, Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, CHP Karşıyaka İlçe Başkanı Rafet Yacan, CHP Karşıyaka ilçe yöneticileri, Sancar Maruflu’nun aile fertleri, doktoru Prof. Dr. Ali Barutçu, STK yöneticileri ve Karşıyakalıların katılımıyla yapıldı. 

    “YARDIMSEVERLİĞİ İZMİR SINIRLARINI AŞMIŞTIR”

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gönderdiği videolu mesajla Maruflu’yu andı. Kılıçdaroğlu, “Güzel İzmir’in simge isimlerinden, İzmir Halkı’nın, İzmir Babası Sancar Maruflu’nun anıldığı bu programa katılan tüm dostları sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kadın erkek, genç yaşlı demeden herkesin saygısını kazanmış, ömrünü insanlığa hizmete adamış, büyük kanaat önderi Maruflu’yu saygı ve minnetle anıyorum. Kendisi son nefesine kadar yaptığı çalışmalar ve oluşturduğu eserlerle yaşamaya devam ediyor. Bizler çok iyi biliyoruz ki Maruflu’nun yardımseverliği İzmir sınırlarını aşmış, güzel ülkemizin her bir noktasına ulaşmıştır. Maruflu’nun örnek kişiliği onun yolunu düstur edinenler de yaşamaya devam edecektir. Kendisini saygı ve minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı.

    ÖZLEMLE ANIYORUZ

    Sancar Maruflu’yu anarken onun bıraktığı mirası ve taşıdığı değerleri yeniden hazırlatmak istediğini belirten İş insanı Bülent Eczacıbaşı, “Sancar Maruflu, İzmir’imiz için bir semboldü. Ülkemizin ve bölgemizin en kıymetli sosyal girişimcilerinden biriydi. Her girişimin toplumsal kalkınmaya hizmet eden bir amacı olması gerektiğine gönülden inanırdı. Sancar Maruflu ile ailemizin ilişkileri dedem Süleyman Ferit Eczacıbaşı zamanında başlamıştı. Sancar Bey, eski İzmir Belediye Başkanı, eski Sağlık Bakanı ve İzmir’de pek çok değerli müessesenin kurucularından Dr. Behçet Uz ile yakın çalışmalar yapmıştı. Sancar Maruflu, sokaklardan parklara, kültür merkezlerinden kütüphanelere kadar her ayrıntının İzmir’i daha güzel bir yer yapması için çaba sarf etti. Kentin duyarlılığı onunla birlikte yükseldi. Ülkemizin zenginliklerinden herkesin iş birliği ve yardımlaşma ile eşit şekilde yararlanması gerektiğini düşünürdü. İzmir Baba olarak anılmasının temelinde yaptığı yardımlar, sağladığı destekler ve gösterdiği vefa yatıyordu. Sevgili Sancar Maruflu’yu özlemle anıyoruz” diye konuştu. 

    “ONA LAYIK OLMAK İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”

    Sancar Maruflu’yu düzenlenen törenlerde görmeye alışık olduklarını ve eksikliğini hep hissettiklerini söyleyen Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Sancar Ağabey’i adını yaşattığımız bu sivil toplum yerleşkesinde anmak bize özel hissettiriyor. Sancar ağabey Karşıyaka’da doğmuş gerçek bir Karşıyakalıydı. İzmir’i sevmiş, İzmir ile ilgili kendine görev yüklemişti. Hayatı boyunca yaptığı bütün birikimleri İzmir için, daha önemlisi insanlık için en iyi şekilde kullanmak adına çalışan bir insandı. Herkesin içinde iyilik olduğuna çok inanıyorum. Ama bazılarımızın içinde daha fazla olduğu çok açık. Bu dünyadan örnek insanlar geçiyor, onların yokluğuyla bazı şeyleri kaybediyoruz. Yenilerini yaratmak ya da onların mirasını üzerimize almak adına biz ne yapıyoruz? Onun yokluğunu hissettirmeyecek şekilde, Karşıyaka’ya, İzmir’e tüm canlısıyla, tarihiyle bu kente sahip çıkmak son nefesimize kadar yerine getirmemiz gereken bir görevdir. Bu şehir için çalışan çok iyi insanlar olduğuna inanıyorum. İyi dürüst ve çalışkan insanlar sayesinde bu dünya ayakta duruyor. İyilik için, doğa için, ülkesi için de çalışan, atasına aşık çocuklarına karşı sorumluluk hisseden insanlar sayesinde ayakta duruyor. Sancar abi iyiliği, sivil toplumculuğu, sosyalliği, yerel yöneticiliği ile çok değerli bir insandı. Kendimi bildim bileli Sancar ağabeyin adını duydum, gazetelerde okudum, yaptıklarını hep takip ettim. Belediye başkanı olduktan sonra kaybettiğimiz ana kadar desteğini, sevgisini hissettim. Hiçbir zaman ona duyduğumuz sevgiyi, vefayı, özlemimizi ve özlemden kaynaklı üzüntümüzü yitirmeyeceğiz. İzmir için yeri doldurulmayacak bir değer. Yaşadığımız sürece onu anacağız, kendimizi ona gösteriyor gibi çalışacak, ona layık olmak için çaba göstereceğiz. Sancar ağabeyi saygıyla anıyorum” diye konuştu.

    “O İZMİR’İ, İZMİR ONU ÇOK SEVDİ”

    Sancar Maruflu’nun ağabeyi 19. Dönem Milletvekili Selçuk Maruflu, kardeşinin İzmir’e olan sevgisini anlattı. Maruflu, “Öncelikle bu merkeze kardeşimin adını veren Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür ediyorum. Eğitimim nedeniyle İzmir’den erken ayrıldım. Sancar, 1957 yılında, o zamanlar babamın orman başmüdürü olduğu çamlıkta bulunan lojmanlarda doğdu. Doğduğu sokağa da adını verdiler. Sancar kendini tamamıyla İzmir’e verdi. Üniversiteyi burada okudu. Yurt dışında master yaptı. Hayatını çok sevdiği İzmir’e vakfetti, adeta İzmir’in hafızasıydı. Kalbi hep burası için attı, hastalık döneminde bile projeler üretti. Siyasetle ilişkisi vardı ama o hep siyaset üstü olmayı tercih etti. O İzmir’i, İzmir onu çok sevdi” diye konuştu.  

    HAYATINI HAYIR İŞLERİNE VAKFETTİ

    İzmir’de uzun yıllar halkla ilişkiler alanında çalışan Sancar Maruflu’nun İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği Başkanı olmasıyla kendini daha çok hayır işlerine verdiğini söyleyen oğlu Cevat Ziya Maruflu, “Bununla birlikte tüm faaliyetlerini İzmir’e odakladı. Sivil toplum ve yardım faaliyetleri gerçekleştirdi. Bu koşuşturma hiç bitmedi. Sağlık sorunlarına rağmen İzmir için çalıştı” dedi. 

    HEP SOSYAL BİR İNSANDI

    Vehbi Moğol’un moderatörlüğünde katılımcılar, Sancar Maruflu ile nasıl tanıştıklarını, onların hayatına nasıl dokunduğunu ve anılarını anlattılar. Uzun süren bir dostları olduğunu ifade eden Vehbi Moğol, “Lise yıllarında tanıştık. Erdem kolejinde okurken atletizm yapardı. Başka etkinliklere de katılırdı. Halk evinde tiyatro çalışmaları yapardı. Bu sosyallik onun hayatında yer etmişti. Kurduğu halkla ilişkiler firmasıyla 2400 civarında önemli etkinlik düzenledi. Dernek ve platformlarla yaptığı çalışmaları ölünceye kadar sürdürdü. İl Fakirler Derneği’nde başkan olarak çalıştı. Atatürk Ormanı ve Kültür Park Koruma ve Yaşatma derneklerinde çalışmalarını sürdürdü” diye konuştu.

    Devamını Oku