Cenk Karslı; “Kendi Sahamızda Yeneriz!”

Yazılarımda konularım futbol ağırlıklı olsa da içerik olarak tüm spor branşlarına ve sporculara hitap edecek içeriktedir. Bazı spesifik durumlar hariç genel bir yorum yapmaya çalışıyorum ancak futbola yakınlığım nedeniyle örneklerim çoğunlukta futbol üzerine oluyor. İletişimin, internetin, paylaşımın bu kadar çabuk ve sorunsuz olduğu günümüzde artık herkes birbirinin nasıl antrenman yaptığını, nasıl hazırlık yaptığını çok iyi biliyor. Oyuncu kalitesini göz ardı edecek olursak her takım benzeri antrenman yapar diyebiliriz. O zaman zihinsel hazır olmak çok daha önem kazanacak.

İngiltere Premier Ligi lideri Manchester City 74 puanın 35’ini iç sahada 39’unu dış sahada toplamış ve ligde aldığı 3 mağlubiyetin ikisini kendi evinde almış.  Süper Lig lideri Trabzonspor topladığı 72 puanın 38’ini iç sahada 34’ünü dış sahada toplamış, çok anlamlı bir fark olmadığını düşünüyorum. Karşıyaka’mız ise ligde topladığı 41 puanın 20’sini iç sahada 21’ini dış sahada toplamış. Karşıyaka’mızın ligdeki rakiplerinden Ofspor iç sahada 19 puan toplarken deplasmanda 32 puan toplamış. Spor adamları kendi fikrini empoze edebilmek için hep kendi yorumuna uygun örnekleri ve istatistikleri gösterir. Ben de öyle yaptım ancak esas amacım şu “kendi evimizde yeneriz’’ algısını daha sağlıklı bir zemine oturtabilmek.  Öncelikle şunu söyleyeyim, hedef şampiyonluksa veya üst sıralarda yer almaksa içerde-dışarda kazanmak gerektiğini bilerek taktiksel ve zihinsel hazırlık yapmalıyız. Kendi evimizde yeneriz demek ya da kendi evimizde daha iyi oynuyoruz demek aslında bir anlamda deplasmanda kaybedebiliriz’ in hazırlığını yapmaktır. Futbolcu, Sporcu bu önyargı ya da şartlanma ile başarılı olamaz. 2002’de yapılan bir araştırma  kendi evinde oynayan erkek sporcunun bölgesini koruma iç güdüsüyle  testosteron seviyesinin %50 arttığı kanıtlanmıştı. Penaltıyı atmak mı zor kurtarmak mı zor tartışması gibi bu konuda mental güç gerektiriyor. Ev sahibi takımın mutlak kazanma isteği, taraftarın dakikalar geçtikçe homurdanması, devamlı atak oynamaya çalışmak stres seviyesini çok yukarıya çeker. Dış sahada bekleyerek oynayan , oyuncu yapısı kontra atağa uygun takımlar bu oyunla başarılı olurken iç sahada kazanma baskısı yüzünden oyunu forse ederek oynamaya mecbur bırakılan takımlar sorunlar yaşayabilir. Yanlış anlaşılmak istemem, Ev sahibi olmak tabi ki avantajdır ama günümüz futbolu oynatmamak, bozmak ve süre geçirmek üzerine kurgulandığı için kazanmak zorunda olan takımlar kriz yaşayabilir. Bu nedenle kapalı defansa nasıl hücum edilir, şut ne zaman çekilir, çizgiye inişler ceza sahasında yoğunlaşmalar ve tabi ki geri dönüşler ile ilgili bir çok varyasyonun çalışmasını yapmak gerekir. Altay ve Göztepe’nin kendi sahalarına geçtikleri sezon ligden düştüklerini hatırlatmak isterim. Kendi sahamızda yeneriz ama işler artık eskisi kadar kolay değil.