Cenk Karslı; “Sporda Şiddet!”

Maç öncesi, maç sırası ve maç sonrasında olan olaylar ile ilgili klişe cümlelerden sıkılmadınız mı? Birkaç kendinizi bilmezin yaptığını bir camiaya mal etmemek lazım gibi bunlar münferit olaylardır gibi açıklamaları samimi ve gerçekçi bulmuyorum. Sorunu yaratan zihniyetle sorunları çözemezsiniz. Öncelikle futbolun/sporun içinde olan tüm paydaşlar bu şiddet olaylarında kendi sorumluluğunun kendi hatalarının da olduğu gerçeğini kabul ederek işe başlamak zorundadır. Hiçbir kurum, kulüp, dernek ya da grup kendini sütten çıkmış ak kaşık gibi olaylardan soyutlayamaz.

İzmir’de şahit olduğumuz son olay bu konunun artık ne kadar ciddi boyutlara ulaştığının ve önlem alınmazsa nerelere ulaşacağının bir göstergesi olmuştur. Sporda şiddet sorunu sadece bu iki İzmir kulübü ve taraftarı ile sınırlı olmayan tüm ülkenin tüm branşlarında ve tüm spor alanlarında karşılaştığımız bir sorundur.

Tedaviyi doğru yapabilmek için teşhisin doğru yapılması gerekiyor. Olayın sosyo-ekonomik  boyutlarından başlayıp, endüstriyel futboldan beslenen ve fanatizmi besleyerek para kazanan odaklara, kulüplerin tutumundan devletin cezalarına kadar çok yönlü incelenmesi gereken bir konu. Öncelikle şunu kabul edelim; 90’larda yarı yarıya oynanan derbilerden deplasman yasaklarına veya %5 kontenjanlı döneme geldik, toplumun her kesiminde oluşturulan kutuplaşma spor alanlarında daha da keskin bir hale geldi. Kısacası artık 90’lardaki toplum değiliz, daha sinirli daha kavgacı daha nefret dolu ve şiddete daha meyilli bir toplumuz. Bunu düzeltmek kısa vadede olabilecek bir iş değil, alınacak önlemler ve eğitimle orta – uzun vadede düzelebilir. Kısa vadede ne yapılabilir; devlet organları suçlu şahısları tespit edecek ve çok ağır cezalar verecek, kulüpler ucuza kaçmayacak ve kaliteli güvenlik şirketleri ile anlaşacak, taraftar grupları otokontrolü sağlayacak. Bir galibiyete 2.5 milyon lira prim veren TFF, 100 bin lira para cezası keserse bu cezanın herhangi bir caydırıcılığı olmaz. Her gittiği ülkeyi birbirine katan İngiliz holiganlar ne oldu da kendi evlerinde 30 bin kişi ile ligden düşerken, elinde bira ile diz boyu bir reklam panosu kadar engelin olduğu yerde maç izler hale geldiler, hadi sahaya atlasana ne oldu? Demek ki cinnet geçirdim, alkollüydüm falan hepsi hikaye… Devlet her sahada, her takıma aynı sertlikte kuralları uyguladığında, kulüpler ve taraftara grupları üzerine düşeni yaptığında bu işler düzelir. Olayları yapan kişiler biziz, biz değilsek komşumuz, akrabamız arkadaşımız yani bizler de kendisini bir nebze dizginleyen fanatikleriz. Bu fanatizmin yönü rakibe şiddet olarak değil kulübümüze, armamıza her koşulda sadakat olarak değişmeli.