Haluk Işık: Farkında mısınız?..

Resmi Gazetede dün bir devrim yasası yayınlanarak yürürlüğe girdi ve siz kulluktan yurttaşlığa, ümmetten ulus olmaya bir adım daha attınız.

Ekonomik sefaletten tümüyle kurtulmak değildi elbet. Yüzlerce yılın yoz yobaz feodal kalıntılarını bir anda ortadan kaldırmak değildi, orası muhakkak.

Ama “ağa, paşa, efendi” benzeri simgelerin ortadan kaldırılmasıyla, en azından sınıflı bir toplumda yaşadığınızı anlayıp, sınıfsız bir toplum ve eşit bireyler olarak da yaşanabileceğini, en azından fark ettiniz.

İçinizden kimileri, bu devrimden de güç alarak, duruşuna ve eylemine “daha güzel dünya, daha yaşanır ülke” manifestosunu ekledi, boyutladı ve varoluş gerekçesi olarak kabul etti.

Kimileri bu değişim sayesinde, yüzyılların küflü alışkanlığını yaşatmak isteyenlere karşı “Ben bir yurttaşım” kalkanını kuşanmayı ve gericiliği mahkûm etmeyi öğrendi.

Bu kadar iddialı mıydı? Evet, en azından bugün bunları yazabilmenin gönül ferahlığı kadar iddialıydı.

Merak eden, soyadına sahip olmamanın sefaletini, kadın, erkek, adalet, hukuk, saygınlık bilmez körlüğün… Kısaca hayatı mahveden, trajikomik kederler yaşatan geçmişin, buna dair sayfalarını açıp okuyabilir, öğrenebilir.

Bu kadar belirleyici miydi? Aynen öyleydi.

Devrimler, öncelikle yüksek iddia ile hayatı, insanı değiştirmeyi, insana yakışır bir dünyayı hedefler, bilmek gerekir.

Söz etmeye çalıştığımız, devrimlerden bir devrimdir.

Kimilerinin bunu, salt üstyapıda sıradan-göstermelik bir değişiklik olarak görüp küçümsemesi, bilinçsizse cehalet, bilinçliyse çıktığı kabuğu beğenmeyen, taammüden aymazlıktır.

Yetersiz miydi, eksik miydi, sahi sizce nasıl olmalıydı ve en önemlisi siz bugün bunun için ne yapıyorsunuz?

Bunları da unutmadan, anımsayalım, anımsatalım:

Dün bir soyadınız oldu.

Farkında mısınız, dün insandan sayılmaya başladınız.

Yıllardan 1935, günlerden 2 Ocak’tı…

Türkiye Cumhuriyeti denen mucizenin, bin çiçekli dalından biriydi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile yol arkadaşlarına, bir kez daha vefa, minnet, saygı ve sevgiyle!