Okan Yüksel; “KSK Yakışıklısı Suat Gürbüzer!”

Ben sevmeyi sevmeye yazmayı yazmaya, yaşamayı yaşamaya başladığımda tanıdım O’nu bir karanfil kokusunda. Delikanlılık günlerimde komşuluk bağlarını aşan bir düzeyde ben Karşıyaka’nın kahraman futbolcularından Suat Gürbüzer’in oğlu gibiydim. Hayatın akışında yaklaşık otuz yıllık bir süreçte baba – oğul – ağabey – kardeş yapılanmasında spor ağırlıklı sohbetlerle dolu rakılı gecelerimizde bir günden bir güne olsun söz etmedi kendisinden. Bir sütunluk yazı, iki sütunluk yazı, iki sütunluk resim için takla atanların, şaklabanlık yapanların çokça görüldüğü ülkemizde, gazeteciliğimi hiçbir zaman öne almaması, dostluğumuzun boyutlarına zenginlik katıyor, sevincimi çoğaltıyordu. Oysa ben ne çok yazmak istiyordum sevgisini ve dostluğunu ustalıkla gizlemesini bilen Suat ağabeyi, yazmak için çırpındığım günlerde “Ben benden sonra yaz” diye beni ustalıkla savuşturur, sevgi ırmaklarımızın daha gür akması için kanallar açtırırdı. Akhisar’dan çocuk yaşlardan gelerek ilk gençlik günlerinde yeşil kırmızı ve ay yıldız formaları kuşandığı, Karşıyaka’nın müthiş bir sevdalısı olarak yaşadığı Karşıyaka’ya bir hayat armağan ettiği tarihlerde yazılır.

Karşıyaka’nın 1947 yılında Yunanistan’a yaptığı “Dostluk ve spor sevgisi” turunda Pireliler, Sakızlılar, Atinalılar, müthiş solaçığa hayran kalırlar, Suat Gürbüz’e. Suriye’nin Halep ve Şam, Lübnan’ın Beyrut kentlerinde de hayranları olur Gürbüzer’in ama asıl hayranları Türkiye’dedir, Karşıyaka’dadır. Gol atar, gol attırır. Topu ayağa aldığında rakibine hiç şans tanımaz. Çalımlarını gerektiği alanda atar. Meşin yuvarlak onun ayaklarında bir başka güzellik, estetik, seyirlik kazanır. Sol kanatta 11 numaralı forma O’na bir başka yakışırdı. 1951-51 ve 1957-58 şampiyonlukları, futbolcu, menacer, yönetici olarak Karşıyaka’ya verilen otuz yıllık hizmet Suat Gürbüzer için en büyük apolettir. Futbol alanlarından olduğu kadar savaş alanlarında usta, mahir, cengaver ve Kore Gazisi’dir, Suat Gürbüzer. Yakalandığı amansız hastalığa rağmen hayattan umudunu kesmeyen, “Ayrılıktan zor belleme ölümü” sözünü kendine düstur edinen Suat Gürbüzer’i güller arasından aldılar bir sabah erken. Ben güllerle geçirir gibi yıllarımı acılarla geçirdim. Yağmur gibi hüzünlerle yaşadım, Suat ağabey fiziksel olarak aramızdan ayrıldığında, çiçekler gibi soldum. Jale ablam gibi, Sabire gibi, Kazım gibi yüreğimi kan gülleriyle dağladım. Suat ağabey elbette ölmedi, yaşıyor. Hem de Karşıyaka’nın en güzel sokağına adının verilmesi nedeniyle sonsuza değin daha güzel yaşayacak. Bu güzelliği gerçekleştiren Karşıyaka Belediye Başkanı A. Kemal Baysak’a teşekkür ettiğim gece, senin gibi güzel ve ölümsüz insanlardan Barış Manço’nun şarkısını senin için dinliyorduk, Karşıyaka yakışıklısı Suat Ağabey “Unutma bu dünya fani / Veren Allah alır canı / Biz nasıl unuturuz seni / Can bedenden çıkmayınca…”

Bu içerik Dokuz Eylül Gazetesi’nden alıntılanmıştır.