Uçan Ücretler, Kaybolan Gönüllülük ve Paralı Yöneticilik!

Futbolun parayla olan imtihanını sadece gelir kaynakları üzerinden düşünmemek zorundasınız. Aynı zamanda bu anlayışın bir zihniyet meselesi olduğunu ve futbolun geleceğe yönelik projeksiyonunda da etkili olacağı gerçeğini göz ardı etmemelisiniz. Işıltılı hayatlar, renkli geceler ve bol milyonlu rakamlara karşın futbolun sırrı hâlâ tutkuyla topun peşinde koşmaya çalışanlar kadar o topun nasıl oynanmasını öğretenlerde gizlidir

Aşağıdaki tablo 2021-2022 antrenör eğitim program ücretlerini göstermektedir, lütfen alıcılarınızın ayarları ile oynamayın! Bu tablo bile ülke futbolunun neden bu halde olduğunu ve neden bu halde kalmaya devam edeceğini göstermesi açısından fazlasıyla veriyi bünyesinde barındırmaktadır. Şimdi gelin tablo içindeki ücretlere ülkenin sosyo-ekonomik durumunu göz önünde bulundurmak suretiyle biraz daha yakından bakalım.

Tabloya alıcı gözüyle baktığınız andan itibaren söz konusu rakamların son derece uçuk bir biçimde belirlendiği gerçeği ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu rakamları ödeme gücü olabilecekler daha ilk andan itibaren diğerlerinden ayrı bir konuma oturtulmuş oluyorlar. Yani fırsat eşitliği denilen ilke daha ilk dakikadan itibaren ortadan kaldırılmış hale dönüştürülüyor. Farklı gruplarda eğitim almak isteyenlerin önünün daha en başından kesildiği net bir biçimde ortaya çıkmış oluyor. Bir başka ifadeyle Türkiye Futbol Federasyonu önümüzdeki yıllarda antrenörlüğün belirli bir kesimle sınırlı kalmasının olanaklarını daha şimdiden kesinleştirmeye başlıyor. Bu tablo Türkiye’deki spor bilimleri fakülteleri ile beden eğitimi spor yüksek okullarında antrenörlük eğitimi ile spor yöneticiliği eğitimi gören binlerce öğrencinin eğer kurs ücretlerini yatırma güçleri yoksa hayatlarının sonuna kadar futbol antrenörlüğü ve profesyonel spor yöneticiliği alanında çalışabilmeleri için gerekli olan belgelere sahip olamayacaklarını ortaya koyuyor. Bu ülkenin spor bilimcilerinin yaratılan bu adaletsizlik konusunda öncelikle kendi öğrencilerinin geleceği açısından seslerini çıkartmaları gerekiyor.

Tabloda bir diğer ilginç husus ise gönüllülük konusunun para ile anılır hale dönüştürülmüş olmasının resmileştirilmesidir. Yani ülke olarak gönüllü liderlik konusunda eğitim alacak olanların 2000 TL’yi gözden çıkartmaları gerekiyor. Bir başka ifadeyle daha önce Universiade İzmir sırasında paralı olarak çalıştırdığımız gönüllüleri bu kez gönüllü lider olarak görebilmemiz için parayı bir kez daha ön plana koyuyoruz. Gönüllülük ile para kavramının asla yan yana gelmemesi gereken iki unsur olduğu gerçeğini böylece resmi evrak üzerinden bir kez daha çöpe atmış oluyoruz. Bir diğer ilginç örnek ise profesyonel futbol yöneticisi olmak isteyenler için geçerli eğer bu alanda çalışmak isterseniz 20000 TL’yi Türkiye Futbol Federasyonuna yatırmanız gerekecek.

Türkiye’de futbol neden bu haldedir, diye soranların yukarıdaki tabloya daha yakından bakmalarını tavsiye ederim. Futbolun bu anlayış ile ne tabana yayılabilecek bir yol bulabileceğini ne de bu alanda çalışmak isteyen hevesli gençlerin kendilerine yer bulabileceğini söylemek için müneccim olmaya gerek yok! Bu tablo ülkenin futbola nasıl bakmakta olduğunu ve bu ülkenin futbol alanından bundan sonra neden çok farklı antrenörlerin ortaya çıkamayacak olduğunun da göstergesidir. Ülkenin futbolunu geleceğe taşımanın yanı sıra daha geniş bir tabana yaymayı hedeflemesi gerekenlerin sadece belli bir gruba, zümreye, odağa ayrıcalık tanıyacak bir anlayışı hayata geçirme taleplerini ısrarla reddetmek durumundayız. Çünkü bu tablonun sonuçları önümüzdeki yıllarda bu ülkede mahalle aralarındaki amatör takımlar da dahil olmak üzere ülkenin profesyonel bütün kulüplerinin alt yapılarında bile çalışacak insan kaynağının kurumasına yol açacaktır.

Futbolun parayla olan imtihanını sadece gelir kaynakları üzerinden düşünmemek zorundasınız. Aynı zamanda bu anlayışın bir zihniyet meselesi olduğunu ve futbolun geleceğe yönelik projeksiyonunda da etkili olacağı gerçeğini göz ardı etmemelisiniz. Işıltılı hayatlar, renkli geceler ve bol milyonlu rakamlara karşın futbolun sırrı hâlâ tutkuyla topun peşinde koşmaya çalışanlar kadar o topun nasıl oynanmasını öğretenlerde gizlidir. Bu ikiliden bir tanesini oluşturan öğreticileri devre dışı bıraktığınız anda futbolun hayat damarlarını da kopartmış olursunuz. Umarım futbolu sadece iş olarak gören zihniyet sahipleri bu acemiliği hayata geçirmezler ve futbolun asli unsurlarından olan antrenörlüğün köküne kibrit çakmazlar!