Ünal Tümin; “Siyasetin Spora Nanik Yaptığı Gün!”

Yıl 2001… Mart ayının 24’ü…

Üstelik Korona virüsün bir arada gördüğü dört kişiden birini kaptığı bir gündü…

Çağımızın tutkusu spor ve spor alanları ülkemizde de günün konusu olduğu bir dönem…

Dostu ve düşmanı aynı alanlarda buluşturan spor ve spor alanlarının nedense o gün Ankara ve İstanbul’ da farklı amaçla kullanıldığına şahit olduk!

Evet, Ankara Spor salonu siyasetin emrinde “lebaleb” dolup taşarken, A Milli Futbol Takım’ın 2022 Dünya Kupası için yola çıkacağı gün, Atatürk Olimpiyat Stadı Hollanda ile yaptığımız çok önemli bir maçta bırakın lebalebi , ”leblebi” gibi goller attığı müsabakada adeta sıfır seyirci önünde oynandı…

Anlayacağınız, siyaset yine spora “nanik“yaptı!

Olsun be! Yabancı futbolcular cenneti Ülkemizde, tekmili Türk olan takımız, Hollanda’yı 4-2 yenerken bizler de ekranlarımızın başında Türk olmanın gururuyla “Ne mutlu Türküm, doğruyum, çalışkanım” diyerek sessiz statta “sessizliğin sesi” olduk…

Şimdi, yarın deplasmanda Norveç’le oynanacak müsabakanın da sessiz, ama gururlu tarafı olacağız…

* * *

Evet, Türkiye’de siyasetin sporun önüne geçmeye çalıştığı bir günde, bendeniz de Türk Futbolunun “ikiz kuleleri” diye adlandırdığım TÜFAD ve TÜRFAD’ ın İzmir’deki şube başkanları sevgili dostlarım Dr. Şaban Acarbay ve Bahri Vreskala ile siyasetin üzerini çizip, “çağımızın sporu Futbolu” ve de Türk gençlerinin aydınlık geleceğini konuştum…

* * *

Türkiye Futbol Adamları Derneği’nin  (TÜRFAD) İzmir Şube Başkanı olan değerli dostum Bahri Vreskala ile geçen hafta Beşiktaş- Fenerbahçe derbi maçı için de konuşurken “Yabancı futbolcular Cenneti güzel ülkem Türkiye” diye yakındığını görüp uzun uzun yazmıştım. Hayatını futboldan kazanan Vreskala’ ya hangi maçları izlediğini sorduğumda şu ilginç cevabı aldım: “Milli maçlar hariç futbol karşılaşmalarını izlemiyorum.”

Nedenini de şöyle açıkladı; “Zira Büyük Atatürk’ümüzün Ülkemizi emanet ettiği gençlerimizin   haklarının yenmesine sebep olan yabancı ve devşirme sporcuların çokluğu beni çok üzmektedir. O kadar ki, uzun yıllar bu konuda verdiğim mücadelede başarılı olamadığım için de kendime kızıyorum.”

Gerçekten özellikle futboldaki yabancı sayısının anormal rakamlara (yüzde 99- 100’e) ulaşması karşısında Vreskala’ nın da dediği gibi “acaba bu Süper Lig Türkiye’mizin Ligi mi, yoksa yabancı bir Ülkenin Ligi mi?” diye düşünmeden geçemiyoruz!

Tabii ki, Milli Takımımızın Hollanda karşısında katıksız Türk Futbolcu ve teknik adamları ile kazandığı başarı hepimizi gururlandırdı. Dolayısı ile Futbolda şiddeti, kulüp başkanlarının, yöneticilerinin yanlışlarını da konuştuk. Siyaset dili, siyaset adamlarının kötü örnek oluşu, spor salonlarında Koronaya bile kafa tutması üzerine bizler ne söylesek boş!

* * *

Futbolcu, hakem, spor il müdürü, Fair Play komite üyesi Vreskala bir dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için siyasetin içine çekilmişse de geri adım atmasını bilen kişidir. Nitekim “Hangi görev olursa olsun görevin başına gelen kişileri sorumlu bir şekilde gelen kişilerin vaatlerini, verdikleri sözleri yapılması gerekenleri mutlaka yerine getirmelidirler. Bu bakımdan beklentisiz hizmet yapmaları çok önemlidir.  Ama ne acıdır ki bunu göremiyoruz. İzmir’de yaşanan son deprem ve sel felaketinde geçmiş ve mevcut yerel yönetimlerin durumuna bakmakta fayda var.” diyor.

Korona Virüs, Seyircisiz futbol ve Genel Kurullar üzerine konuşurken Vreskala’ nın samimi düşüncelerin de sizlere aktardım… Tabii ki, benim mensubu olduğum İGC, TSYD‘ nin de Genel kurulları söz konusu. Ama bizler siyasetin genel kurullarına özenmediğimiz sürece şu anda yaşanmakta olan ve her geçen gün artarak devam eden Korona virüs tehlikesinin önüne geçebiliriz.

* * *

Dünya Kupası için Türk Futbolu, Hollanda karşısında kantarın üstüne çıktığında, kantarın topuzunu kaçırmamaya çalışan futbolun beşiğinden gelen hakemler vardı. Üstelik, bu müsabakalarda “VAR” denilen o alette yoktu…

Bahri Vreskala’ nın bu konuda bana hatırlattığı, aramızdan ayrılmış olan futbol hocalarımızdan rahmetli Hakkı Gürüz’ ün şu sözü ile yazıma son noktayı koymak istiyorum: “İdeal, yüzde yüz, hatasız hakem yoktur; en az hata yapan hakem, ideal hakemdir “

9 Eylül Gazetesinden alınmıştır…