29 Ekim 2021 Cuma…

Yani geçen hafta bugün dünya lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere armağan ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin 98, yılını emsali görülmemiş coşkuyla kutladık. Ama ne kutlamaydı! Ve şimdi gelin de 2 yıl sonraki 100. yıl kutlamalarını bir düşünün bakalım…

Evet, 29 Ekim Cumhuriyetimizin doğum günüydü. Yazılı- sözlü, görüntülü basınının yanı sıra internetten yayınlanan kutlama mesajlarını hepimiz gördük ve coştukça coştuk. Tabii ki, O gün doğanlar da vardı. Örneğin 80’li yılların ikinci yarısından sonra tanıdığım ve dostluğumu bugünlere kadar sürdürdüğüm, soyadı gibi ünlü mizah ve çocuk kitapları yazarı Savaş Ünlü gibi. Ve de Müjdat Gezen, Muzaffer İzgü, Necmettin Erbakan-çok iyi mizah yapardı, siyaseti mizahla anlatırdı- daha pek çok kişi var…

Savaş Ünlü’ ye ‘29 Ekim günü doğmak nasıl bir şey’ diye sordum.

İŞTE CEVABI: “Tüm ülke aslında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında doğdu. Güzel bir şey, tüm ülke doğum günümüzü kutluyor. Bando alayları, konserler, gündüz ve gece kutlamaları, ne güzel bir şey. Eserlerimde bunu hiç kullanmadım. Usta yazarımız Muzaffer İzgü, bu günü Zıkkımın Kökü kitabında anlatmıştır. O da 29 Ekim doğumluydu.”

*

Savaş Ünlü, İzmirli öykü yazarıdır. 1978 yılında Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldu. Ülkemizin birçok yerinde çalıştı. Lise yıllarında başlayan yazma merakı daha da artarak sürüyor. Mizah öyküleriyle başlayan edebiyat yaşamı radyo oyunları, televizyon için güldürü senaryoları, daha sonraları dizilere senaryo, senaryo öyküleriyle sürdü. Sahne için oyunlar yazdı. Son yıllarda yazdığı Temel fıkraları çeşitli yayın organlarında yayımlanıyor. Ülkemizde yayımlanan pek çok dergi, gazetede yazdı. Yazmaya devam ediyor.

İlköğretim Türkçe kitaplarında öyküleri okuma parçası olarak okutuluyor. Yayınevlerinde editörlük, yayın yönetmenliği, yayın koordinatörlüğü yapmaktadır.

Karikatür sanatının gelişmesi için ulusal ve uluslararası yarışmalarda seçici kurul üyeliği ve koordinatörlük yapmaktadır.

Ülke çapında yapılan yarışmalarda içinde birinciliklerin de olduğu ödüller kazandı. Şimdiye dek 200 kitabı yayımlandı. Birçok ortak kitapta eserleri yer aldı. Gazete ve dergilerde kitap tanıtımları yaptı. Televizyonlarda da kitap tanıtımları ilgiyle izlendi. “Bir İzmir Rüyası” adlı oyunu İzmir Devlet Senfoni Orkestrası tarafından defalarca sahnelendi.

Yazarlar ve şairler sözlüklerinde yer aldı. Yazma yaşamı çocuk, mizah öyküleriyle sürüyor. Özellikle Türk edebiyatına emek vermiş sanatçıların yaşamlarını özgün olarak sahneye aktarıyor. Orhan Veli, Sait Faik, Halikarnas Balıkçısı, Yunus Emre, Nasrettin Hoca, Hasan Tahsin, Safiye Ayla, yaşamlarını oyunlaştırdığı unutulmaz sanatçılarımızdan bazılarıdır. Bunların dışında tiyatro oyunları da vardır.

Okullarda tiyatro sevgisini aşılaması günümüzde onlarca sanatçını yetişmesine neden oldu. Birçoğu televizyon dizilerinde, filmlerde rol almaktadır, hem de tanınan kişilerdir.

*

Bu kadar kibar, hoşgörü ve barıştan yana olan bir kişinin adı neden “Savaş” konulmuş? Bu merakımı gidermek için sordum. İşte söyledikleri: “Herkes Savaş adının bana yakışmadığını söyler. Barıştan, sevgiden yanayımdır her zaman. Öğrencilerim o yüzden Barış Bey derlerdi. Açıkça da söylerlerdi adınızla kişiliğiniz çelişiyor, diye. Ama ben Ünlü Savaş’ım. Kurtuluş Savaşımızı çağrıştırması bakımından bu ad verilmiş. Eğitimci anne, asker babanın ortak kararıdır. Bir de annemin, babamın birinci dereceden akrabaları, amcaları, dayıları Kurtuluş Savaşımızda şehit olmuşlar. Dedemler de katılmışlar bu bağımsızlık savaşına. Onlar dönmüşler geriye. Cephelerde bu ülke uğruna kalanlar çoktur sülalemizde. Bir de 29 Ekim doğumlu olunca bana bu adı uygun görmüşler. “

*

200 kitabı yayınlanan ve 30 basım aşamasında olan Savaş Ünlü ‘neden çocuk kitapları ön planda’ diye sormayı da ihmal etmedim. Bakın bunu nasıl anlatıyor: “İzmir’de pek kitap yayınlatmam. Bana çok pahalıya mal olmuştu geçmişte yayınlananlar. Şimdi bile onun olumsuzluklarını yaşıyorum. Maddi açıdan. 15 yıldır Ege Sanat dergisini çıkartan Nihat Yıldız arkadaşımda bir kitabım yayılmamdı. Adı Arkadaşımla Her Şey Güzel, çocuk, genç mizahıdır. Ondan sonra kitabım yayınlanmadı, bekliyorum çıkacakları… Çoğu kişi babanın yaramazlığı mı olurmuş, diye tepki göstermişti. Şimdi babaların her şeyi anlatılıyor. Elbette çocukluklarında yaptıkları yaramazlıklar, okul anıları, bu böyle uzayıp gidiyor. Kitabım çoğu kişiye de kapı açmıştı o zamanlar, şimdi de sürüyor. O kitaplarım yine en çok satılanlar arasındadır… Çünkü çocuk gülmek istiyor. Her yerde asık suratlı insanlar var. Okulda, dışarıda, mahallede, evde…”

*

Değerli okurlarım, içinde bulunduğumuz şu sıkıntılı günlerde hepimiz Nasrettin Hoca ve Temel Fıkralarına sığınıyor. Eğitimci yazar Savaş Ünlü’ nün dünyasında Nasrettin Hoca’nın ayrı bir yeri var. Varsa mizahı işte izahı diyerek son sözü kendisine bırakıyorum:

“1970’li yıllarda Akşehir Nasrettin Hoca Şenliklerinde öykü ödülü kazandım. Dünyaca ünlü Hocamızı daha yakından incelemeye başladım. Onun hakkında bir oyun yazdım, tiyatro eseri. Ülkemizde sahnelenmedik şehir kalmadı. Sizin çıkardığınız gazete vardı adı Yolcu. Orada da Nasrettin Hoca’yı günümüze getirmiştim. İlgi çeken bir köşem olmuştu. Daha sonra onunla ilgili üç kitabım yayınlandı. Fıkra kitabı değildi onlar. Günümüze gelen Nasrettin Hocanın maceralarıydı. Çok sevilmiş ve beğenilmişti. Onları yeniden basmak için istiyorlar…

Akşehir’in edebiyat dünyamdaki yeri farklıdır. Bana yazma cesareti vermişti. Çok güzel dostlar vardı oranın müdavimleri. Aziz Nesin, Muzaffer İzgü, Bekir Yıldız, Alpay Kabacalı, Cevat Çapan, Erol Günaydın, Levent Kırca, Peker Açıkalın, yüzlerce sanatçı. Hepsiyle de samimiydik. Çok güzeldi dostluklarımız. Akşehir sayesinde ilk kez televizyonlarla tanıştım. İlk parodiler, senaryolar o adı gibi ak şehrin sayesinde oluştu. Benim için önemlidir Akşehir ve Nasrettin Hoca. Yüz yıllar öncesinden koşup geliyor insanlar arasında köprü oluyor. Son yıllarda Temel’in karşısında eski popülerliği kalmadı. Yine de köylü insanımız Nasrettin Hocayı, kentliler ise Temel’i ön planda tutuyor. Ben ikisini de eşit olarak görüyorum ama değer olarak Nasrettin Hocamız evrenseldir. Temel ulusaldır.”

9 Eylül Gazetesi