Ahmet Diker; Karşıyaka Zühtü Işıl Meydanı!..

“Yıl 1912

Memlekette savaş günleri

Başkaldırdı boyun eğmedi

Karşıyaka’nın gençleri.

 *****************

Zühtü Bey ve arkadaşları

Yaktılar bu meşaleyi

Rengimiz yeşil kan kırmızı

Adımız Karşıyakalı.

 ***************

Övünürüz tarihimizle

Binlerce şehit dedemizle,

Boyun eğmeyiz hiç kimseye

Ay- Yıldız var göğsümüzde…

*******************

Karşıyaka’da doğulur

Karşıyakalı olunur

Karşıyaka aşk bir kara sevda

Karşıyaka bir tutkudur.”

Yıl 1912… Anadolu sıkıntı içindeydi. Ülke yangın yeri gibiydi, savaşın birisi bitmeden öteki başlıyordu…

İzmir’de azınlıkların azgınlığı, yerli halkı bezdirmiş durumdaydı… Gidişat iyi değildi, Türk gençlerinin kanı kaynıyordu…

O günlerde her türlü zulme, baskıya, sömürüye karşı isyanın bir meşalesi de Karşıyaka’dan ateşlendi. Bu meşalenin Anadolu’nun her köşesinde yanmasına öncülük eden, özgürlük savaşçısı, Kadızade Zühtü Bey, dönemin gençlik hareketlerinin liderlerindendi.

O büyük adam ve bir avuç silah arkadaşı, omuz omuza vererek Türkiye’nin en büyük asi ve en isyankar kulübü Kaf Sin Kaf’ı, “ulusal direnişin simgesi” olarak kurdu…

Onurla taşıyacakları formanın renklerini Yeşil’i İslamiyet, Kırmızıyı ise Türklüğü ifade ettiği için “yeşil ve kırmızı” yaptı…

Kaf Sin Kaf’ı kuran Karşıyaka’nın yağız delikanlıları emperyalistlerden intikam almak için ant içti… Onlar için artık bu kutsal yolda ölmek vardı ama asla dönmek yoktu…

İşte ellerini birleştirerek intikam yemini eden gençlerden Zühtü Bey, 17 yaşında, lise son sınıf öğrencisiyken askere alındı…

Önce Rusya’daki Galiçya Cephesi’ne, ardından başka bir coğrafyadaki Birinci Dünya Savaşı’nın” en kanlı çarpışmalarının yaşandığı Filistin cephesine gönderildi…

Filistin cephesinde, kalleş bir kurşuna karşı mücadele verirken ağır yaralandı, İngilizlere esir düştü “Seyid-ül Beşer” esir kampına gönderildi.
Yaban ellerinde Kaf Sin Kaf’ını hiçbir gün unutmadı, İngilizlere renk sevdasının ölümsüzlüğünü göstermek için esir kampında “yeşil-kırmızı” renkleri olan bir takım kurdu, adını Karşıyaka koydu…

Mondros Mütarekesiyle esaret hayatı sona erdi, Rio Pardo adı verilen derme çatma bir gemiyle anavatanına geri döndü. Millî Mücadele’de Gazi Mustafa Kemal’in saflarında yer aldı… İzmir’in kurtuluşunda Ordu Caddesinden Karşıyaka’ya yalınkılıç giren süvarilerin en önündeydi…

Cumhuriyetin ilanından sonra Kaf Sin Kaf’ın yeşil sahalara tekrar dönmesi için çaba sarf etti…

Kaf Sin Kaf’ta son yöneticiliğini 1926 yılında yaptı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Karşıyaka ziyaretinde, kurucularının, yöneticilerinin ve sporcularının Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlıklarından ve takımın o dönem gol yemeden “İzmir Şampiyonu” olmasından dolayı armasında ay-yıldız kullanmasını emrettiği dönemin başkanıydı…

“Kaf Sin Kaf’ın Kurucu Başkanı, Kuvayı Milliye’nin özgürlük savaşçısı, Atatürk’ün süvarisi, Türkiye’nin en büyük kulübünü Karşıyakalılara miras bırakan Kadızade Zühtü Işıl, 22 Nisan 1985 yılında aramızdan ayrıldı ve Bornova Hacılarkırı Mezarlığına defnedildi…”

Bu büyük Kaf Sin Kaflının naaşı uzun süren çabalardan sonra 2016’nın son aylarına doğru Hacılarkırı’ndan Karşıyaka Örnekköy mezarlığına taşındı…

Karşıyaka taraftarlarının bağrına bastığı, adına marşlar bestelediği Kaf Sin Kaf’ın Kurucu Başkanı Kadızade Zühtü Bey’in adı bundan böyle; “Karşıyaka Belediye Başkanı Dr.Cemil Tugay’ın önerisiyle, belediye meclis üyelerinin oybirliğiyle, Karşıyaka Spor Kulübü, Divan Kurulu, Tarih Kurulu, Taraftarlar Derneği, 1912 Karşıyaka Derneği, Kasiad, Besiad, Karsav başkanı ve yönetim kurulu üyeleri” başta olmak üzere diğer kurumların, isimsiz kahramanların desteğiyle, Karşıyaka’nın en önemli meydanında yaşayacak…

Bütün yaşamı, yeşil-kırmızılı renklere olan sevdayla başlayan ve o renklere olan sevdayla sona eren “Kadızade Zühtü Işıl” ve silah arkadaşlarının önünde saygı ile eğilirim…

Ne Mutlu bize Karşıyakalıyız…

Ne mutlu bize Kaf Sin Kaflıyız…