Haluk Işık; “Saat: 19.12, Günlerden Karşıyaka!”

Kardeşim İlker Çoban, henüz düzenlenmemiş haliyle bile insanı çarpan görüntüleri izletip, “Buna ne yapabiliriz, bir şeyler yazar mısın?” dediğinde, hiç duraksamaksızın “Ben buna şiir yazarım, bana biraz izin” dedim, aynı gün şiiri teslim ettim. Kısaca, beğenilmesinden onur duyduğum o filmin yazdırdığı bir şiirden söz ediyorum.

Yazılması kolaydı, çünkü yoldaşım Ahmet Diker’in ne yaptığını çok iyi bilen kaptanlığı yolu açmıştı. Daha önce de oyun şarkı sözlerimi besteleyen Dr. Tarkan Erkan kardeşimin muhteşem müzik düzenlemesi (Karşıyaka Zeybeği ne güzeldir ve ne onurlu bir geleneğe eklenmiştir), her biri bana yazma coşkusu ve cesareti veren, gözlerimi yaşartan “kızlı-erkekli” zeybekler vardı. Kuşkusuz yapımda-yayında emeği geçen herkes, zaten yapılması gereken her şeyi yapmıştı. Ona bir de sevgili arkadaşım Yüksel Ünal’ın sesi ve yorumu eklenecekse, yapılması değil, yapılamaması şaşkınlık verebilirdi.

Kaleme mürekkebe aşina olanlar bilir, “bir şey” yazmanın olmazsa olmazları vardır. Bildiğini yazmak, yazmak için seçtiğin alana dair donanım-birikim-deneyim, sana o şeyi yazdıran konu ve temanın sendeki karşılığı (ki buna Dünya Görüşü denir), o ürünün sesleneceği kitle… diye bu liste uzar. Şiirimde neyi ne kadar başardığımı, şimdi hayata ve Karşıyaka’ya merhaba demişse, takdir edecek olan tek makam vardır: zaman.

Yukarıda saydığım “olmazsa olmazlar” tüm gerçekliği ve yüklediği sorumluluklarla karşımdaydı o filmde. “19.12” yalnızca KAF SİN KAF’ın doğum gününü ve bir spor takımına duyulan saygıyı değil, bu niteliğe nice değerleri ekleyerek kendini var eden “Karşıyaka”nın özeti olmalıydı. “Dünya Karşıyakalılar Günü”nün şiirdeki karşılığını aramalı ve bulmalıydı.

Bu özette kadim bir tarih, çağdaş demokrat ve laik duruşunu bugünlere taşıyan bir duruş, o duruşu hayatın her alanındaki tercihleriyle kanıtlayan Karşıyakalılar vardı. Türkiye Cumhuriyeti’nin tartışılamaz ilkeleri ve onların eşsiz komutanı, büyük önderi ve dahi başöğretmeni Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile güzelim Karşıyaka’daki izleri ve büyük emanetleri vardı. Üstüne Kuvvanın ezgisi zeybek ve onu olağanüstü biçimde yorumlayan Karşıyakalı zeybeklerimiz vardı. “Bütün bunları nasıl bir işe dönüştürebilirim?” diye soracak olsam, işiteceğim yanıt belliydi: “Daha ne olsun?”

Bütün bunları bir şiirde yerine getirmek mümkün olabilir mi? Ama 2020’de gördüğü karşılık, umarım nice emeğe ve ürüne eklenmeye, geleceğe kalmaya yeter.

Bu büyük çabanın parçası olmaya gelince… Bunun onuruna, yaşamım boyunca yakışmaya çalışacağım.

“Saat: 19.12, Günlerden Karşıyaka

De bana, bir yanım dağ

Öte yanım derya

Söyle, benim adım özgürlük…

De bana,

Saati 19.12, bir onurlu duruş

Tepeden tırnağa bağımsızlık…

Bir iklim ki, kadını bahar

Erkeği incelik,

Çocuğu umut…

Sokaklarında yürüyen hayat

Karşıyaka gibi Cumhuriyet

De bana…

De bana, tarihe eklenmiş bahar

Gazi Mustafa Kemal Atatürk kadar barış

Gelecek güzel günler kadar insan…

De bana,

Saat19.12, günlerden Karşıyaka

Ki ben inanayım hayata…

Çünkü

Benim adım Türkiye

Ve en güzel çiçeğimin adıdır

Karşıyaka…”