Volkan Alposkay: “Karşıyaka’nın Yaşayan Efsaneleri!”

“Karşıyaka’nın Yaşayan Efsaneler” köşesinin konuğu Karşıyaka Spor Kulübü’nün çeşitli şubelerinde yöneticilik yapan aynı zamanda bir dönem İzmir Barosu Başkanlığı görevinde bulunan Volkan Alposkay…

Baro Başkanı iken aynı anda Karşıyaka Spor Kulübü’nde de As Başkanlık yapan Alposkay, Karşıyakalılık duygusunun çok farklı bir sevgi biçimi olduğunu belirterek, “İki Karşıyakalı başka bir yerde karşılaştığında, öz kardeşini görmüş gibi olur, bu başka hiçbir kulüpte yoktur. Biz birbirimizi koruyup kollar aynı zamanda saygı ve sevgi duyarız; bu duygularla hareket etmek gerekir. Karşıyakalılık böyle yüce, böyle büyük bir sevdadır” dedi.

Çok eski bir aileden geldiğini belirten Volkan Alposkay, Karşıyaka Spor Kulübü ile ilk teması hakkında bilgi verdiği konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Alposkay soyadı, soyadı kanunu çıktığı zaman babam Dolmabahçe Sarayı’nda muhafız takım komutanıyken Atatürk tarafından çağrılmış ve bu soyadı verilmiş. Onun Türkçesi ile cesur ve güzel anlamına geliyor, bir başka anlamı da şen asker. Soyadımız sadece bizde olmakla birlikte bir miras. Ben subay çocuğu olduğum için babamın işleri sebebiyle Kastamonu’da dünyaya geldim ama baba tarafım İzmirli. Ankara’da Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Kulüp ile ilişkim 13 yaşındayken başladı, babamın bir arkadaşı vardı oyalanayım diye beni Karşıyaka Marina’ya götürdü. Orada rahmetli Ali ağabey vardı ve onun Yanık isimli Dragon teknesi vardı. Selman Yaşar ve Hüseyin Karace benim yelken hocalarım oldu, görevim balonculuktu. Birlikte derece aldığım çeşitli yarışlara girdik, hatta ben Ankara’da okurken beni yarışlara çağırırlardı. 18 yaşındayken fakülte öğrencisiydim, 1973 yılında bitirdiğimde askerliğimi de yaptıktan sonra gelip İzmir’de staj yaptım. 1975 yılında da avukatlığa başladım o günden bu yana da kulübün içerisindeyim.”

DİSİPLİN KURULU İLE BAŞLADI

Kulübün içinde aldığı görevlerden bahseden Alposkay, görevlerini her zaman Karşıyaka Spor Kulübü’ne duyduğu sevgi ile yaptığını vurgulayarak konuşmasına şöyle devam etti: “Amatör olarak futbolla uğraştım, koştum, yelken ile ilgilendim, dağcılığım da var yani spor her zaman hayatımın içinde oldu. Kulüpte genç sporcularla, baroda stajyerlerle, öğretim üyeliği dönemlerimde üniversitedeki öğrencilerle yani hep gençlerle uğraştım. Eski başkanlarımızdan rahmetli Bedii Tuaç vardı, kulüp başkanlığı yaparken ‘Gel sen avukatsın, disiplin kuruluna gireceksin’ dedi ve iki dönem çalıştım. Kulüpteki ilk görevim bu oldu, sonra cihan Büyükoral’ın, Coşkun Süer’in, Ünal Kamalı’nın ve Özer Kırca’nın dönemlerinde As Başkanlık yaptım; amatör şubelerden sorumluydum. Yelkencilerle, tenisçilerle, atletlerle falan uğraşıyordum; o zamanlar tek profesyonel şube futboldu. Futbolda taraftar ve yönetici olmanın dışında pek aktif bir ilişkim olmadı. Hep amatör şubelerle uğraştım, çok da güzel başarılara imza attık; milli sporcularımız oldu, şampiyonluklara ulaştık.”

 TÜZÜĞÜ HAZIRLADIK

Karşıyaka Spor Kulübü’nde hala geçerli olan tüzüğün ilk halini, kendi yöneticilik döneminde 5 arkadaş hazırladıklarını dile getiren Alposkay, “Kulübün tüzüğü ile çok uğraştım, 1980 yılında 12 Eylül darbesi olduğunda kulüplerin de kayıtları silindi. Ben 18 yaşında kulübün bir üyesiydim ama bizim de kayıtlarımız silindi. 1983 yılında yeniden izin verilince bir daha üye oldu; benim sicil numaram 339 çok eskidir. Kulübün kurucu sicil kurulu başkanıyım ben, Akif Ersezgin başkanlığında hukuk kurulundaydım ve arkadaşlarımızla birlikte tüzüğü elden geçirdik. Galatasaray, Beşiktaş gibi kulüplerin tüzüğünü inceledik; 5 arkadaşım ile birlikte divan kuruluna girişleri öneren, kongrede oy kullanacak hazirun cetvelini belirleyen, üye kabulünde gözetilmesi gereken bazı koşulları içeren bir tüzük oluşturduk. Çok titiz çalışan bir sicil kurulu kurduk, hala da çok başarılı çalışan bir sicil kurulumuz var. Yeni bir düzenleme yaptık, kendi sicillerimize dokunmadık ama bizim bir numaralı üyemiz Mustafa Kemal Atatürk’tür” diye konuştu.

Kulüp içerisinde çeşitli kurulların oluşturulmasına öncülük ettiğini dile getiren Alposkay, bunlardan müze ve arşiv kurulu hakkında ise şu bilgileri verdi: “Kulübümüz için müze ve arşiv kurulu kurduk. Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’nun en üst katındaki kullanılmayan bir alanı belediye güzel bir yere dönüştürdü ve müze yaptık. Ahmet Diker’in bu konuda çok büyük emeği vardır, ben o zaman kulüpte divan kurulu genel sekreteriydim ve müze ve arşiv kurulunun kurulması bize bağlanmıştı. Biz de bu görev için emek ve çabalarından dolayı Ahmet Diker’i önerdik, o da kabul etti. Zor bir görevdi, her şeye sıfırdan başladı; çok da başarılı bir şekilde her şeyi yoktan var etti.”

“KARŞIYAKA KUTSALIMIZDIR”

Karşıyaka’nın kutsal olarak anılma nedeni hakkında bilgi veren Alposkay, “Tüm bunların dışında armaya yürekten bağlı bir taraftarım; Hakkari dışında futbol takımının oynadığı her yere deplasmana gittim. Karşıyakalılık bir sevdadır, ayrı bir tutku. Karşıyakalı doğulur da olunur da. Gerçek Karşıyakalılığın benim için en güzel tanımı bir başka takımı tutmamaktır; bizim için tek gerçek Karşıyaka’dır, diğerleri bizi ilgilendirmez. Benim yöneticilik dönemimde Alaybey girişine ‘kutsal topraklara hoş geldiniz’ diye bir pankart asıldı. Gazeteciler falan hep arayıp, kutsal topraklar ne demek, ne anlama geliyor diye sordu. Herkesin kendine göre bir kutsalı var sonuçta; bizim kutsalımız da taşıyla, toprağıyla, havasıyla Karşıyaka. Bizim renklerimizden yeşil Müslümanlığı, kırmızı da Türklüğü simgeler. Karşıyaka, azınlık kulüplerine karşı kurulmuş bir kulüptür; kuva-yi milliyecilerden kurulmuştur” şeklinde konuştu.

“KULÜBÜ SAHİLENMEK GEREKİYOR”

Karşıyaka’nın çok derin ve farklı bir sevgi olduğunu vurgulayan Alposkay, “Karşıyakalı olmak kulübe sahip çıkmaktan geçiyor, gerektiğinde imkanlar ölçüsünde parasal bir destek de vermek gerekir. Mesela bizim storlarımız var oradan alışveriş yapmak, bilet alıp maça gitmek kulübe gelir getiriyor; biz de destek olmuş oluyoruz. Ya da örneğin atletizm takımı yarışa gidecek onların akşam yemeğini organize etmek, sabah kahvaltısını ısmarlamak bunlar da maddi anlamda destek olmaktır, kulübün yükünü hafifletmektir. Karşıyaka’yı, kulübü sahiplenmektir” dedi.

İzlem Arıgümüş