Ateş Özerk “Basketbolun Unutulmaz İsmi!..

“Karşıyaka’nın Yaşayan Efsanelerinin” konuğu; Türk sporunun tanınmış ismi, basketboldaki başarısı ile hafızalarda yer eden, Karşıyaka basketbolunu üst seviyeye çıkaran Ateş Özerk…

Sporculuk kariyerine basketbol oynayarak başladığını sonrasında yöneticiliğe geçiş yaptığını bildiren Ateş Özerk, “1957 yılında altyapıda oynamaya başladım. Babam Karşıyaka Spor Kulübü’nün Başkanı İsmail Özerk’ti. 1968 yılında  basketbol oynamayı bıraktım ve Ankara’ya gittim. 1970 yılında Karşıyaka’ya döndüğümde birlikte oynadığım arkadaşlarım bir yönetim kurmuşlardı ve benim de katılmamı istediler. Böylelikle yöneticiliğe başladım, 30 yıl boyunca da aralıksız devam ettim. 1983 ile 1989 yılları arasında da basketbol şube başkanlığı görevini yürüttüm. Benim başkanlığımda Türkiye Ligi’ni ve Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazandık” şeklinde konuştu.

ALTYAPIMIMIZA İMRENEREK BAKARLARDI

Altyapı kültürünün takımların başarısı için en önemli olgulardan biri olduğuna değinen Özerk, yöneticilik dönemindeki altyapı çalışmaları hakkında şunları kaydetti: “Bizim için altyapı çok önemliydi. Zaten şampiyon olduğumuzda da iki yabancı oyuncu hariç tüm oyuncularımız altyapıdandı. Altyapıyı iyileştirip iyi sporcular yetiştirmek adına bazı çalışmalarımız oldu. Eski sporcumuz Atakan Karakaplan’ı altyapı sorumlusu yaptık, hep birlikte daha iyi olacağımıza inandık. Herkes bizim altyapımıza imrenerek bakardı. Hiçbir kulüpte bizdeki kadar altyapı antrenörü yoktu. Altyapıdaki oyuncular bir arada oynuyor, birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Bir üst lige terfi ettiklerinde de ortaya faydalı işler çıkarıyorlar. Önce küçük sonra yıldız ve genç takım olmak üzere yaklaşık 7-8 yıl birlikte zaman geçiriyorlar. Bizim için altyapı şampiyonlukları da çok önemliydi, sayısız altyapı şampiyonluğumuz var.”

BU SEZON ŞAMPİYONLUK YAKIN


Karşıyaka Spor Kulübü Pınar Karşıyaka Basketbol Takımı’nın mevcut durumunu değerlendiren Özerk, “1973-1974 sezonunda 1. Lig’e çıktık. Çıktığımız ilk sen de 3. olarak, Avrupa Koraç Kupası kazanma hakkını kazandık. Varna Akademik ile eşleşerek ilk Avrupa Kupası maçımızı oynadık. Bu maçtan sonra devamlı olarak Avrupa kupaları oynadık. Türk vatandaşı yaptığımız Amerikalı bir oyuncu vardı. O zamanki sisteme göre Türk vatandaşı olanlar Türk statüsünde oynuyordu. Bir tane de yabancı oyuncu getirme hakkımız vardı. Biz de Melvin Davis’i vatandaş yaptık. 6 yıl bizim takımda oynadı, her sene yanına başka Amerikalı geldi. 1984-1985 yılında Efes Pilsen ile finalde kaybettik. Ama bu 1986-87 sezonunun işaretiydi, o sezon şampiyonluk final maçında Galatasaray’ı yenerek şampiyon olduk. Şu an basketbol takımımızın durumunu çok iyi görüyorum. Ama bu noktada sponsorumuza da hakkını vermek gerekir. Takımımız bu sene şampiyon olabilir o ışığı görüyorum.
Karşıyaka’da doğup büyüyen Özerk, semte ve armaya olan bağlılığını şu ifadelerle özetledi: “Karşıyaka’dan kopmak söz konusu bile olamaz. Biz Karşıyaka’nın kültürüyle; yeşiliyle, kırmızısıyla büyüdük. Karşıyaka’nın bende fevkalade bir yeri var. Karşıyakalı olmak çok özel, çok büyük bir duygu. Karşıyaka’ya hizmet etmiş olmak da çok büyük bir onur ve prestij. Yöneticilik hayatım boyunca içeride ve dışarıda hiçbir maçı kaçırmadım. Görevim bittikten sonra da hiçbir maçı kaçırmadım, hepsinde takımımızın yanında oldum. Yöneticiliğim bitti ama taraftarlığım son nefesime kadar sürecek.”

Yurt Dışından Bir Anı

“Bulgar takımı ile eşleşmiştik. Orada komünizm vardı. Bize davet mektubu gönderin biz de size davet mektubu gönderelim yazın sezon öncesi hazırlık turnuvası oynayalım dediler. İlk gittiğimizde bir hafta kaldık sonra onlar da buraya geldi. Ertesi sene bunu tekrarlamak için Bulgaristan’a gidecektik. Kulübümüzün para işleriyle uğraşan Serdar Zenger arkadaşımız vardı. Bulgaristan’dan ipek getirmemizi önerdi. 1977-1978 yazında yanımıza yüklü miktarda para alarak Bulgaristan’a gittik. O zaman METAŞ sponsorumuzdu, Tahir Türetken ağabeyimiz de bize büyük bir otobüs tahsis etmişti. Dönerken Bulgaristan’daki bütün ipekleri topladık getirdik. Türkiye’de onları kaliteli firmalara yüksek fiyatlara satıyorduk. Elde ettiğimiz tüm parayı kulüp için harcıyorduk, para derdimiz yoktu. 1980 yılında Türkiye-Bulgaristan ilişkileri bozuluncaya kadar bunu devam ettirdik.”

Gazete Karşıyaka / İzlem Arıgümüş