Efsane Kaptan İlyas Sazalan: “Kaf Sin Kaf’a hayatımızı adadık”

“Karşıyaka’nın Yaşayan Efsaneler” köşesinin konuğu KSK’nin efsane kaptanı İlyas Sazalan…
Futbolculuk ve teknik direktörlük dönemlerinde kulübün çeşitli başarılarında imzası bulunan İlyas Sazalan, Karşıyaka Spor Kulübünde yaşadığı günleri “Zor ama çok güzel” olarak tanımladı. Karşıyaka Spor Kulübü’nün kendi hayatındaki önemini belirten Sazalan, “Hayatımızı adadık” diye konuştu.

Futbolculuğa mahalle aralarında top oynayarak başladığını aktaran İlyas Sazalan ilk olarak Alaybey Ege Spor’da oynadığını söyledi. Futbolculuk kariyerinin gelişiminden söz eden Sazalan şu ifadeleri kullandı: “Doğma büyüme Karşıyakalıyım, Alaybey’de doğdum büyüdüm. Ailem Arnavut göçmeni,  toplamda sekiz kardeşiz. Evde sadece babam çalışıyordu, okula başlayıp bitirdikten sonra merakım olduğu için sporla ilgilenmeye başladım. Mahalle aralarında arkadaşlarımla maç yapardık, futbol konusunda iyiydim. O zamanlar Alaybey’de Ege Spor vardı. 1965 yılında ben Ege Spor’da oynamaya başladım, ilk olarak genç takıma girdim. Ege Spor Tire’ye satılıncaya kadar orada oynadım, lisansımı da oradayken çıkarttılar.”

KARŞIYAKA’DAN ÇIKAMADIM
Mahallede oynadığı bir maçta kulüp tarafından keşfedildiğini ve Karşıyaka Spor Kulübü’ne o şekilde başladığını belirten Sazalan, “1969 yılında vatani görevimi yapmak üzere askere gittim. Askerden döndükten sonra yine mahalle takımlarında oynamaya devam ettim. O zamanlar Karşıyaka’nın sorumlusu Ulki Beşikçioğlu bizim maçlarımızı izlemeye gelirdi, beni orada görüp beğenmiş. Beni denemek için antrenmana çağırdılar, gittim oynadım. Karşıyaka’daki kariyerime genç takımda başlamadım çünkü Ege Spor’da oynamıştım ve lisansım vardı. 1971 yılında Karşıyaka’ya başladım bir daha da kulüpten çıkmadım” şeklinde konuştu.

GURBETTE YAPABİLECEK BİRİ DEĞİLİM
Karşıyaka Spor Kulübü’nde yaşanan maddi sıkıntılar sonrasında başka bir kulübe verildiğini ancak Karşıyaka dışında bir yerde yaşamını sürdüremediğini vurgulayan Sazalan, “Kulübe başladıktan sonra arkadaşlarımız ile birlikte futbolculuk anlamında güzel yetiştik. Her şey güzel giderken ligden düştük. O düşüş toparlanmadı. 1979 yılında görev yapan başkanımız, eski başkanlar çok yardımcı oldu. Karşıyaka düşüş yaşamaya başlayınca imkanları da azaldı, Selçuk Yaşar çok fazla destek oldu. O zamanlar ESHOT’ta çalışan bir arkadaşım vardı, ben de evlenmeyi düşünüyordum. Evlenmeyi düşündüğümü öğrenince gel ESHOT’ta çalış hem oradan hem kulüpten maaş alırsın dedi, ben de işe başladım. Sonra da evlendim. İş hayatını ve sporculuğu bir arada götürdüm. Sonra kulübün durumu iyice kötüleşince bizi başka kulüplere verdiler. Ben de 1. ligdeki Adana Demirspor’a gittim, yaklaşık 2-3 sene orada oynadım. Sonra kendi kendime fark ettim ki ben gurbette yapabilecek bir adam değilim, kulübe geri dönmek istedim. Fakat kulüp transferlerini tamamlamıştı, kadro hazırdı. Ben de bu şekilde futbolculuğu bırakmış oldum, başka hiçbir kulüpte oynamadım. Ama tabi ki memleketim Karşıyaka’ya geri döndüm, burada yaşamaya devam ettim” ifadelerini kullandı.

Sazalan, aktif futbolculuğu bıraktıktan sonra Karşıyaka Spor Kulübü futbol altyapısını ve çeşitli amatör spor kulüplerini çalıştırdığı ancak geçirdiği rahatsızlık sonrasında sporculuk kariyerini tamamen noktaladığı bilgisini de açıklamasına ekledi.

DÜŞMEKTEN KURTULDUK
Futbolculuk yaptığı dönem ekip arkadaşları ile birlikte kulübü üşüşten kurtardıkları bilgisini veren Sazalan, “Kulüpte çok fazla şey yaşadık. Hele biz 1. ligdeyken 1993 yılında o sezon yaklaşık 7-8 antrenör değiştirdik. Lig bitimine son dört maç kala Kocaeli, Fenerbahçe, Trabzon bir de Bursa vardı. Dört maç için bizim küme düşeceğimiz düşünülüyordu. Biz o dönemki kadromuzla bir başladık ve takımı ligde bıraktık. Herkes ikramiyesini, ödülünü aldı. Selçuk Bey de bana bir saat vermişti. O sene öyle yırttık ama ertesi sene düştük. Ama bu düşüş yine devam etti” dedi.

KULÜP ÇOK VEFASIZ
Karşıyaka Spor Kulübü’nün kendisine karşı vefasızca davrandığını ifade eden Sazalan, “Bizim kulübümüz futbolda diğer branşlara göre daha başarısız. Çünkü gelen yöneticiler hep günlük geliyor, ileriye dönük olmuyor. Asıl üzüldüğüm nokta ise taraftar. Karşıyaka’nın taraftarı her zaman çok güçlü ve özeldir ama asla kulübün yönetimine karışmamaları gerekir. Kulüp de zaman içerisinde çok değişti çok vefasızlaştı. Ben bir evladımı kaybettim, bir başsağlığı dilemediler. Bunun sebebi de kulüp kültürünü kaybetmesidir. Ama bu kadar vefasızlık olmaz, biz bu kulübe ömrümüzü harcadık, senelerce hizmet ettik. Bu vefasızlık beni çok üzdü, artık maçlara bile gitmiyorum” diye konuştu.

ÜMİTLİ DEĞİLİM
Futbol takımını yaşadığı zorlu süreci değerlendiren Sazalan, “Futboldaki kötü gidişatı takip ediyorum ama toparlanacağından yana hiç ümidim yok. Sezon başında iyi başlasak da gerileme kaçınılmaz oldu. Çünkü futbolculara yönetim sahip değil, onları taraftar dernekleri idare ediyor. Bunun olmaması gerekiyor, herkes aynı anda idare edilmez. Bu sorunlar aşılsa, iyi bir takım kurulsa, Karşıyaka yürür gider. Bir kere altyapıya daha çok önem verilmeli, futbolcu yetiştirilmeli. Karşıyaka’da bir sürü amatör kulüp var, onlara değer verilmeli ve kesinlikle takımda devamlılık sağlanmalı. Biz kendi dönemimizde futbolcuları evladımız gibi görür her şeyleriyle kendimiz ilgilenirdik, birlik beraberlik vardı” diye açıkladı.

Gazete Karşıyaka /İzlem Arıgümüş