Hüsnü Levent; “Karşıyaka’nın Yaşayan Efsaneleri!”

“Karşıyaka’nın Yaşayan Efsaneler” köşesinin  konuğu Karşıyaka Spor Kulübü Yelken şubesine olan katkılarıyla bilinen Hüsnü Levent…
Küçük yaşlarda yelken sporun başlayan, sporculuk kariyerinin ardından uluslararası hakem olarak çeşitli dünya başarılarına imza atan Hüsnü Levent, yelkeni büyük bir tutku olarak nitelendiriyor.

1939 yılında Karşıyaka’nın en eski sokaklarından biri olarak bilenen Çamlık sokakta dünyaya gelen Hüsnü Levent, doğma büyüme Karşıyakalı olduğunu söyledi. Belli aralıklarla Karşıyaka’dan ayrılmak zorunda kalsa da her zaman geri döndüğünü dile getiren Levent, “Karşıyaka bizim evimiz, hayatımız, her şeyimiz” dedi.

Sporculuğu ve yelken sporu hakkında bilgi veren Levent şunları kaydetti: “14 yaşındayken yelken sporu ile ilgilenmeye başladım. 28 yıl boyunca uluslararası yelken hakemliği yaptım. Türkiye’de rekordur, her branş için söylüyorum benim üzerimde daha fazla uluslararası hakemlik yapan yoktur.”

“YELKEN KULÜBÜ BİR DEĞERDİR”

Karşıyaka Yelken Kulübü’nün Karşıyaka için çok önemli bir yer olduğunu vurgulayan Levent konuşmasına şöyle devam etti: “Yelken denince aklıma üç şey geliyor; tuzlu su, rüzgar ve zevk… Bizim şu an burada iki tane fairplay’imiz var, bir tanesi hala çalışıyor; dünya şampiyonlarımız var. Karşıyaka Spor Kulübü Yelken şubesi uluslararası sıralamalarda da çok önemli bir yerde, başarılı bir konumda.”

200 ADET TEKNE YAPTIRILDI

Yelken kulübü hakkında bilgi veren ve anılarından bahseden Levent, “Yelken sporuyla ilgilenmek isteyen gençler kulübe gelip bilgi alabilir. Bildiğim kadarıyla şu an kulübün 5 tane sporcusu varmış, sanırım salgın sebebiyle katılım az. Geçtiğimiz yıllarda buranın 50-60 tane sporcusu vardı. Zaten şu an müsabakalar da yapılmıyor; futbol, basketbol falan devam ediyor ama yelken programı yok. Bizim şu an 6-7 yaşlarında sporcularımız var, ne kadar erken o kadar iyi. Ama benim zamanımda optimist teknesi yoktu, 1968 yılında optimist tekneleri geldi. O zaman Ulvi Yanar genel müdürdü, beni çağırdı ve 100-200 tane optimist yaptırıyorum, sen de başına geçeceksin. O zamanlar Deniz Kuvvetleri’nde yedek subaylık yapıyordum, benim için izin aldılar. O yaptırdığımız tekneler ülkemizin dört bir yanına gitti; Hazar Gölü’ne Van Gölü’ne bile gitti. 2 sene sonra Spor Genel Müdürlüğü de 200 adet yaptırdı” ifadelerini kullandı.

“GENÇLER DİL ÖĞRENMELİ”

Yelken sporuyla ilgilenmek isteyen gençlere tavsiyelerde bulunan Levent, dil öğreniminin önemine dikkat çekerek, “Yelkenin lüks bir spor, zengin sporu olduğu düşünülüyor. Ama aslında öyle bir şey söz konusu değil. Evet denize çıkarken can yeleği, rüzgar ceketi olması gerekiyor. Yaz aylarında bile rüzgar insanı üşütür. Bunlar aile tarafından karşılanıyor, kulüp sporculara yardım ediyor. Yelkeni, tekneyi kulüp veriyor. Federasyon ve devlet de malzeme desteğinde bulunuyor. Gençlere önerim her ne olursa olsun spor yapsınlar ve eğitimlerini ihmal etmesinler. Bir de dil öğrenmekten vazgeçmesinler, ne kadar öğrenebilirlerse o kadar dil öğrensinler” şeklinde konuştu.

“KÖRFEZ MUAZZAM BİR PARKUR”

Körfezin özellikle esen imbat rüzgarı sebebiyle yelken yapmaya çok uygun bir parkur olduğunu belirten Levent, “Körfezde imbat dediğimiz şahane bir rüzgar olur, havalar ısınmaya başladığı zaman imbat da esmeye başlar. Burası tabiatı gereği sert rüzgarlara kapalıdır, herkese uygun olan bir rüzgar vardır. Biz burada yetiştik, körfezin parkuru özellikle imbat estiği zaman çok güzeldir. Deniz kenarında böyle bir tesisi başka bir yerde bulamazsınız. Türkiye’nin de bir kaç ilinde var ama böyle muazzam bir parkur, böyle güzel bir rüzgar yok” dedi.

“KULÜP BENİM ANILARIMIN MABEDİ”

Sporculuk yaptığı esnada tanıştığı Mısırlı bir sporcuyla hakemlik kariyerinde tekrar karşılaştığını bunun unutamadığı anılarından biri olduğunu aktaran Levent, “ 1966 yılı Snape finali gençler takımı Avrupa Şampiyonası, 1967 Doğu Avrupa Şampiyonası, 1968 Avrupa Snape Şampiyonası’na bizler katıldık, bizler şampiyon olduk. 1971 Akdeniz oyunlarında ben de yarıştım; 2004’te Dünya 4.70 Üniversiteler Şampiyonası vardı, ben organize etmiştim. Bir de 2005 yılında Universiade vardı. Kulübe gelip, körfeze baktığımda anılarım aklıma geliyor. Akdeniz oyunlarını unutamıyorum, her zaman hatırımdadır. 1971 yılında dragon sınıfındayım; iki Yunan, iki Türk, iki tane de Mısır teknesi vardı. Mısır’dan gelen sporcu yüzbaşıydı o da sonradan benim gibi uluslararası hakem oldu ve 10 sene sonra hakem olarak yeniden karşılaştık” diye konuştu.

“KARŞIYAKA’DAN KOPULMAZ”

Karşıyaka’nın dünyanın en güzel kentlerinden biri olduğunu söyleyen Levent bağlılığını ve sevgisini şöyle ifade etti: “İki tane Karşıyaka var; bir tanesi burası öbürü de Van Gölü’nün kuzeyinde bulunan Karşıyaka köyü. Adana’da, Ankara’da olanlar çakma Karşıyaka. Oralar sonradan uydurulmuş yerler. Burası öyle bir yer ki bir kez tanıdığın zaman bir daha ayrılamazsın, böyle bir hastalık ve bağlılık işte. Kaç yaşına geldim hala sık sık kulübe geliyorum. Denize baktığımda eski zamanlarım aklıma geliyor. Karşıyaka’yı çok seviyorum”

Gazete Karşıyaka / İzlem Arıgümüş